Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Ankilozan Spondilit

<p>Ankilozan spondilit toplumda bel ya da omurga romatizması olarak AS adı ile de bilinmektedir. Omurga ve ilişkili eklemleri etkilemektedir. Ankilozan spondilite bağlı ağrılar &ouml;zellikle gece ve istirahat halindeyken oluşmaktadır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ankilozan spondilit ila&ccedil; tedavileri ve d&uuml;zenli egzersizlerle &ccedil;ok fazla ilerlemeden kontrol altına alınabilmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit nedir/ As nedir? </strong></h2> <p>Ankilozan spondilit omurganın ve kal&ccedil;a ile beli birleştiren sakroiliak eklemin iltihabı ile karakterize kronik bir romatizmal hastalıktır ve bağışıklık sisteminin aşırı şekilde &ccedil;alışıp kendi dokularına saldırması sonucu meydana gelmektedir. Eklemlerde oluşan iltihaplanma tedavi edilmediğinde ve ilerlediğinde kire&ccedil;lenme oluşabilmektedir. Kire&ccedil;lenme eklem boşluğunu kapatarak eklemlerin kemiklerle b&uuml;t&uuml;nleşmesine ve bu durumda omurgada sertleşmeye ve hareket kayıplarına yol a&ccedil;maktadır. Bu hastalıkta sakroiliyak eklem dışında bel, sırt ve boyun omurgasında ve kaburgalarda tutulum da gelişebilmektedir. Omurgada iltihap kaynaklı kemikleşme durumunun gelişmesi &ouml;ne doğru eğilmeye yani kifoza neden olabilir. G&ouml;ğ&uuml;s kafesinde nefes alıp vermekle artan batıcı karakterde ağrılar, hareket kısıtlılıkları ve bazı kronik hastalarda akciğer kapasitesinde azalmalar g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Bazı hastalarda ise &uuml;veit denilen g&ouml;z iltihabı ya da bağırsakta iltihabi tutulumlar gelişebilir. Ankilozan spondilit her hastada farklı şekillerde ortaya &ccedil;ıkabilir. Daha &ccedil;ok gen&ccedil; erkek ve kadınları etkileyen bu hastalıkta hastalık seyri ve şiddeti de kişiden kişiye farklılık g&ouml;stermektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit en &ccedil;ok kimleri etkiler? </strong></h2> <p>Ankilozan spondolit genetik ge&ccedil;işli bir hastalıktır ve gen&ccedil; erişkinlerde g&ouml;r&uuml;len iltihaplı romatizma hastalıklarının başında gelmektedir. Gen&ccedil; erkeklerde kadınlara oranla 2 kat fazla g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ouml;zellikle 18 yaş &uuml;st&uuml; gen&ccedil; erkeklerde 3 aydan uzun s&uuml;re g&ouml;r&uuml;len bel ağrılarında bu hastalıktan ş&uuml;phelenilmelidir. Daha sıklıkla gen&ccedil;lerde g&ouml;r&uuml;lmesi ve hastaların ağrıların bel fıtığı ya da zorlanma nedeniyle oluştuğunu d&uuml;ş&uuml;nmesi ge&ccedil; teşhis edilmesine neden olabilmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilitin belirtileri nelerdir? </strong></h2> <p>Leğen kemiği, bel ve sırt b&ouml;lgelerinde &ouml;zellikle gece uykudan uyandıracak şekilde ve istirahat ile ağrı olması, sabahları uyanınca uzun s&uuml;ren tutuklukların yaşanması, hareket edildik&ccedil;e ağrıların azalması ankilozan spondilitin belirtileri arasında yer almaktadır. İltihap kişi istirahatteyken eklemlerde birikerek ağrıya neden olmakta ve kişi sabahları tutuk ve ağrılı bir şekilde uyanmaktadır. &Ouml;ne eğilme, &ccedil;orap giyme gibi basit hareketlerde bile zorlanmalar yaşanabilmektedir. Hasta hareket ettik&ccedil;e ise omurgadaki ağrı ve tutukluk azalmakta, rahatlamaktadır. Bu tutukluğun yarım saatten uzun s&uuml;rmesi de yine ankilozan spondilit hastalığının bulgularından biridir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit nasıl teşhis edilir?&nbsp; </strong></h2> <p>Hasta hikayesi her hastalıkta olduğu gibi ankilozan spondilitte de &ouml;nem taşımaktadır. Genetik ge&ccedil;işli bir hastalık olduğu i&ccedil;in hastanın aile hikayesi de b&uuml;y&uuml;k &ouml;neme sahiptir. Fizik muayenede ise bu hastalığın başladığı sakroiliyak eklemler &uuml;zerine uygulanan bası manevraları ile eklemlerin hassasiyeti belirlenmektedir. Eğer kamburluk ve eğilme varsa bunların dereceleri &ouml;l&ccedil;&uuml;lerek belirlenmektedir. Bu bulgular ankilozan spondilit teşhisi i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Hastalığın tanısı i&ccedil;in bir takım kan değerlerine de bakılmaktadır. Kandaki iltihap değerini g&ouml;steren CRP ve eritrosit sedimentasyon hızı yapılan testler arasında yer almaktadır. Bu iltihap belirte&ccedil;leri ankilozan spondilitte genelde y&uuml;ksektir ancak hastaların &ouml;nemli bir kesiminde normal olabileceği de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle t&uuml;m hastalarda tanı ama&ccedil;lı radyolojik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme tekniklerine başvurulmaktadır. Ankilozan spondilit&rsquo;in tanısının en doğru şekilde konmasını sağlayan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme tekniği MR&rsquo;dır. Sakroiliyak grafi ile net tanı konulamayan hastalarda veya takipte hastalık aktivitesinin ya da tedavi yanıtının belirlenmesi planlanan hastalarda MR incelemesine gerek duyulmaktadır. MR ile kemik iliğinin i&ccedil;indeki &ouml;dem ve eklem i&ccedil;indeki iltihap erken aşamalarda bile g&ouml;sterebilmektedir. Bu da g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde erken tanı koymada kolaylık sağlamaktadır.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit tanısında kullanılan HLA-B27 testi nedir? </strong></h2> <p>HLA-B27, 3 aydan uzun s&uuml;ren, sabahları daha yoğun olan bel-sırt ya da kal&ccedil;a ağrısı olan kişilerde ankilozan spondilit yatkınlığını değerlendirmek i&ccedil;in faydalanılan genetik bir testtir. Bu genin pozitif olduğu kişilerde ankilozan spondilit gelişme riskinin daha y&uuml;ksek olduğu bilinmektedir. HLA-B27 geninin pozitif olduğu ankilozan spondilitli hastalarda eklem dışı tutulumların da daha fazla geliştiği bilinmektedir. Bu geni taşıyan hastalarda &uuml;veit denilen g&ouml;z iltihaplanması ya da bağırsak iltihaplanması daha ilerleyici ve tekrarlayıcı &ouml;zellik g&ouml;sterebilmektedir. HLA-B27 genini taşıyan hastalarda hastalık aktivitesinin daha yoğun olabileceği veya hastalığa bağlı erken kamburlaşma gibi komplikasyonların daha sık g&ouml;r&uuml;lebileceği bildirilmiştir. Ankilozan spondilitli hastalarının %20-30&rsquo;unda HLA-B27 geni negatif saptanabilmektedir. &Ccedil;oğunlukla bu hastalarda hastalık daha yavaş ve hafif ilerlemekte ve daha az eklem dışı tutulum g&ouml;zlenmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit kas ve iskelet sistemi dışında hangi organları etkiler? </strong></h2> <p>Bazı hastalarda kas ve iskelet tutulumlarının yanında organ tutulumları şeklinde de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. G&ouml;z&uuml;n &uuml;vea b&ouml;lgesinin etkileyen ve mikropsuz bir iltihap hastalığı olan &uuml;veite neden olabilmektedir. Ankilozan spondilitin kaburga ve sırt eklemlerini etkilediği durumlarda g&ouml;ğ&uuml;s kafesi hareketleri kısıtlanabilir ve bu hastalar t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nleri de kullanıyorlarsa solunum şikayetleri daha sık oluşabilmektedir. Bağırsakları etkilediği tablolarda ise uzun s&uuml;reli karın ağrısının eşlik ettiği ishal ya da dışkı değişiklikleri g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Ankilozan spondilit nadir olarak aort kalp kapak&ccedil;ığının genişlemesine ve ka&ccedil;ağa neden olabilmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilitin tedavisi nasıldır? </strong></h2> <p>Ankilozan spondilit &ouml;m&uuml;r boyu devam eden bir hastalıktır. Her zaman ağrı olmayabilir ve ağrılar genellikle ataklar şeklinde tekrar etmektedir. Atak d&ouml;nemlerinde eklemlerde oluşan iltihap ila&ccedil; tedavileriyle kurutulmaya &ccedil;alışılmaktadır. Tedaviye ağrı kesici, iltihap kurutucu &ouml;zellikte olan kortizon i&ccedil;ermeyen ila&ccedil;larla başlanmaktadır. Bu ila&ccedil;lar d&uuml;zenli olarak kullanıldıklarında fayda g&ouml;stermiyor ve kişinin kanda bakılan iltihap g&ouml;stergeleri d&uuml;şm&uuml;yorsa biyolojik ila&ccedil;lar devreye girmektedir. Ankilozan spondilit i&ccedil;in TNF grubu ila&ccedil;lar da kullanılabilmektedir. Bu biyolojik ila&ccedil;lar normal ila&ccedil; tedavilerine cevap vermeyen hastalarda kullanılmaktadır. İltihaplı romatizma hastalıkları i&ccedil;inde egzersizin en gerekli olduğu hastalık ankilozan spondilittir. Tedavinin yarısını ila&ccedil;lar oluştururken diğer yarısını egzersiz oluşturmaktadır. Omurgayı, bel, sırt, boyun ve g&ouml;ğ&uuml;s kaslarını g&uuml;&ccedil;lendiren egzersizler yapılmalıdır. &Ccedil;ok ilerlemiş ve eğilmenin belli bir derecenin &uuml;zerinde olduğu, hastanın yaşam konforunun &ccedil;ok azaldığı tablolarda ise cerrahi y&ouml;ntemlere başvurulabilmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit hakkında sık sorulan sorular </strong></h2> <h2><strong>Ankilozan spondilit tedavi edilmezse ne olur?</strong></h2> <p>Erken tanı ve teşhisin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğu ankilozan spondilit tedavisi &ouml;m&uuml;r boyu olan ve d&uuml;zenli takip gerektiren bir hastalıktır. İyi tedavi olmayan ve ilerleyen vakalar &ouml;ne doğru eğilme, b&uuml;k&uuml;lme ve kamburlukla sonu&ccedil;lanabilmektedir. Oyuncu Suna Pekuysal ve Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara ilerlemiş ankilozan spondilit hastalığına sahip tanınmış kişiler arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilitte hangi ila&ccedil;lar kullanılır? </strong></h2> <p>Tedaviye belirli egzersizin yanında ağrı kesici veya antiinflamatuvar denilen kortizon i&ccedil;ermeyen ila&ccedil;larla başlanmaktadır. Bu tedaviler d&uuml;zenli olarak ve yeterli s&uuml;re uygulandığında fayda g&ouml;stermiyor ve kişinin sabah tutukluğu, bel ve sırt ağrıları devam ediyorsa ayrıca kanda bakılan iltihap g&ouml;stergeleri de azalma g&ouml;stermiyorsa biyolojik ila&ccedil;ların kullanımı devreye girebilmektedir. Bu biyolojik ila&ccedil;lar normal ila&ccedil; tedavilerine cevap vermeyen hastalarda kullanılmaktadırlar<strong>.</strong></p> <h2><strong>İla&ccedil; tedavisi tek başına yeterli midir? </strong></h2> <p>Ankilozan spondilitte ila&ccedil; tedavisi kadar egzersiz yapmak da &ouml;nem taşımaktadır. Hareketsiz bir yaşam iltihap birikimine ve kilo alımına neden olmaktadır. Bu hastalıkta omurga &ccedil;ok hassastır ve omurgaya y&uuml;k binmemesi i&ccedil;in kilo kontrol&uuml; &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Ankilozan spondilit hastaları; sağlıklı beslenmeli, sigara t&uuml;ketmemeli ve fazla kilo almamalıdırlar.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilitte hangi egzersizler yapılmalıdır? </strong></h2> <p>B&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu aynı anda &ccedil;alıştıran y&uuml;zme ankilozan spondilit hastaları i&ccedil;in &ccedil;ok faydalı bir egzersizdir. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, bisiklete binme, pilates ve yoga gibi sırt ve bel kaslarını g&uuml;&ccedil;lendiren egzersizler de &ccedil;ok faydalıdır. Haftanın en az 4 g&uuml;n&uuml; yarım saat egzersiz yapılmalıdır. Ancak kas ve iskelet sistemine zarar verecek ağır egzersizlerden ka&ccedil;ınılmalıdır.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit ağrıları, normal bel ağrısından nasıl ayırt edilir? </strong></h2> <p>Hemen herkes hayatının bir d&ouml;neminde bel ağrısı yaşayabilmektedir. Bel fıtığı, kire&ccedil;lenme, kas spazmı, bel kayması gibi nedenlere bağlı mekanik bel ağrısıyla,&nbsp; ankilozan spondilit hastalığında yaşanan bel ağrıları birbirinden farklıdır. Mekanik bel ağrıları daha &ccedil;ok hareket halindeyken oluşur ve istirahat edildiğinde d&uuml;zelir veya azalma g&ouml;sterir. Ankilozan spondilitte ise ağrılar kişi dinlenirken oluşur, hareket edildiğinde ise hafifler. Gece uykudan uyandıracak şekilde şiddetli ağrılar olabilmektedir. Sabahları ise uzun s&uuml;ren bel tutuklukları yaşanabilmektedir. İltihaplı olmayan diğer bel ağrılarında da tutukluklar yaşanabilir ancak bu tablolarda tutukluk &ccedil;ok daha kısa s&uuml;rmektedir.</p> <h2><strong>Ankilozan spondilit ile sakroileit arasında nasıl bir ilişki vardır?</strong></h2> <p>Sakroileit, v&uuml;cutta leğen kemiğini omurgaya bağlayan sakrolliak ismi verilen eklemlerin iltihaplanmasıdır. Ankilozan spondilit de omurgayı etkileyen ve kronik iltihap ile seyreden bir rahatsızlıktır. &nbsp;Sırt, bel, kal&ccedil;ai bacak b&ouml;lgelerinde ağrılara neden olabilen sakroileit ankilozan spondilitin erken belirtilerinden biri olabilmektedir. Sakroileit durumunda hastaların ankilozan spondilit y&ouml;n&uuml;nden değerlendirilmesi &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p>&nbsp;</p>

Ailesel Akdeniz Ateşi (Fmf)

<p>Genetik bir hastalık olan Ailevi Akdeniz Ateşi (Familial Mediterranean Fever-FMF), anne babadan &ccedil;ocuğa ge&ccedil;er.&nbsp; &Ccedil;ekinik genler yoluyla taşınan bu hastalık ataklar halinde karın ağrısı, akciğer ile eklemlerde ağrılar ve y&uuml;ksek ateş şikayetleriyle belirti verir. Anne babası taşıyıcı olan &ccedil;ocukların hastalığa yakalanma riski en az y&uuml;zde 25 olan Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı &ccedil;oğunlukla Akdeniz&rsquo;e kıyısı olan &uuml;lkelerde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Genetik nedenlerden dolayı v&uuml;cudun kendi kendine tetiklediği iltihaplı ataklarla seyreden Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığında ataklar ani olarak gelişir ve bir s&uuml;re sonra kendiliğinden geriler. MEFV olarak adlandırılan bir gen bir gen mutasyonundan kaynaklanan Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığının kesin tedavisi mevcut değildir, hastalığa bağlı şikayetler hayat boyu s&uuml;rebilir. Ancak ila&ccedil; kullanımıyla ateş ve ağrı atakları &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k oranda kontrol altına alınır ve &ouml;nlenebilir. Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları i&ccedil;in tedavi &ouml;m&uuml;r boyu s&uuml;rmelidir.</p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi (Familial Mediterranean Fever) hastalığı nedir?</strong></h2> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi, tekrarlayan ateşlere, karın, akciğerler ve eklemlerde ağrılı iltihaplanmaya neden olan genetik bir otoinflamatuar hastalıktır. Ailevi Akdeniz Ateşi; genellikle Akdeniz k&ouml;kenli insanlarda g&ouml;r&uuml;len kalıtsal bir hastalıktır. D&uuml;nyada 10.000&rsquo;den fazla Ailevi Akdeniz Ateşi hastası olduğu bilinmektedir.</p> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi &ccedil;oğunlukla &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde teşhis edilir. Bu hastalığın kesin tedavisi olmasa da, hastalığın yol a&ccedil;tığı belirti ve semptomlar hafifletilebilir hatta tamamen &ouml;nlenebilir.&nbsp;</p> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi, serozit, sinovit (eklem zarlarında oluşan iltihaplanma) veya deri d&ouml;k&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n eşlik ettiği nispeten kısa, genellikle 1 ila 3 g&uuml;nl&uuml;k ateş atakları ile karakterizedir. Bazı hastalarda ataklar bebeklik d&ouml;neminde veya erken &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde başlar. Hastaların y&uuml;zde 80- 90&#39;ı ilk ataklarını 20 yaşına kadar yaşar. <strong>Ailevi Akdeniz Ateşi </strong>ataklarının sıklığı, hem hasta grupları arasında hem de herhangi bir hasta i&ccedil;in olduk&ccedil;a değişkendir ve ataklar arasındaki aralık, g&uuml;nlerden yıllara değişir. Atak t&uuml;r&uuml; - abdominal, plevral veya artritik olmak &uuml;zere zamanla değişebilir.</p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşine ne sebep olur?</strong></h2> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi<strong>, </strong>MEFV genindeki mutasyonların neden olduğu genetik bir hastalıktır. Başlangı&ccedil;ta, biri anneden diğeri babadan olmak &uuml;zere MEFV geninin iki anormal kopyasını gerektiren resesif bir hastalık olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lse de, &ccedil;ocuklar tek bir mutasyona uğramış gen olsa bile Akdeniz Ateşi hastalığını barındırabilirler. Nadiren, anormal gen bulunmasa bile hastalara Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi konulabilir. &nbsp;MEFV geni, pirin adı verilen bir protein yapar. Pyrin, iltihabın doğal kontrol&uuml;nde rol oynar. MEFV geni d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışmadığında, iltihap kontrolden &ccedil;ıkar ve hastalar enfeksiyon olmaksızın ateş ve ağrı n&ouml;betlerine maruz kalır.</p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi belirtileri-semptomları nelerdir?</strong></h2> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi&rsquo;nin başlıca belirtileri-semptomları şunlardır:</p> <ul> <li>Karın, g&ouml;ğ&uuml;s ve eklem ağrıları: FMF hastalarının yaklaşık y&uuml;zde 90&rsquo;ında karın ağrısı şikayeti oluşur. Karın ağrısı genellikle 12-72 saat s&uuml;rer. Bazı ataklar akut apandisiti taklit edebilir. Yine hastaların y&uuml;zde 20- 40&rsquo;ında g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı ve y&uuml;zde 50- 60&rsquo;ında eklem ağrısı oluşur. Hastalarda eklem ağrıları &ccedil;oğunlukla diz ve ayak bileğini etkiler.</li> <li>Tekrarlayan ateş n&ouml;betleri: 38.5C-40C&rsquo;ye kadar y&uuml;kselebilen ateş, &ccedil;oğunlukla karın, g&ouml;ğ&uuml;s ve eklem ağrılarına eşlik eder.</li> <li>Deride kızarıklıklar: Hastalarda daha &ccedil;ok diz ve ayak bileği arasındaki deride &lsquo;erizipel benzeri kızarıklık&rsquo; olarak adlandırılan kırmızı d&ouml;k&uuml;nt&uuml; şeklinde cilt bulgusu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu d&ouml;k&uuml;nt&uuml;ler birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde geriler.</li> </ul> <p><strong>Not: Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları bazen uzun bir d&ouml;nemi ataksız ge&ccedil;irebilir. Atakları tetikleyici etmenler arasında stresin, enfeksiyonların rol&uuml; olabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. &Ouml;te yandan hasta atakların sonunda tamamen d&uuml;zelir ve bu periyodlar arasında b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle normaldir.</strong></p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi komplikasyonları nelerdir? </strong></h2> <p>FMF hastalığı tedavi edilmediği takdirde &ccedil;eşitli komplikasyonlar ortaya &ccedil;ıkabilir. Hastalığın yol a&ccedil;tığı komplikasyonlar şunları i&ccedil;erebilir.</p> <p><strong>Kandaki anormal protein: </strong>Ailevi Akdeniz ateşi atakları sırasında v&uuml;cut anormal bir protein (amiloid A) &uuml;retebilir. Protein v&uuml;cudunuzda birikerek organ hasarına (amiloidoz) neden olabilir.</p> <p><strong>B&ouml;brek hasarı: </strong>Amiloidoz b&ouml;breklere zarar vererek nefrotik sendroma neden olabilir. Nefrotik sendrom, b&ouml;breklerin filtreleme sistemleri (glomeruli) hasar g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde ortaya &ccedil;ıkar. Bu rahatsızlığı olan kişiler idrarlarında b&uuml;y&uuml;k miktarda protein kaybedebilirler. Nefrotik sendrom b&ouml;breklerde kan pıhtılaşmasına (renal ven trombozu) veya b&ouml;brek yetmezliğine yol a&ccedil;abilir.</p> <p><strong>Kadınlarda kısırlık: </strong>Ailevi Akdeniz Ateşi&rsquo;nin neden olduğu iltihap, kadın &uuml;reme organlarını da etkileyerek kısırlığa neden olabilir.</p> <p><strong>Eklem ağrısı: </strong>Ailevi Akdeniz Ateşi olan kişilerde artrit yaygındır. En sık etkilenen eklemler dizler, ayak bilekleri, kal&ccedil;alar ve dirseklerdir.</p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>FMF<strong> </strong>hastalığının tanısı dikkatli alınan bir hasta hikayesi, fiziki muayene ve laboratuvar testlerine dayanan kriterlere g&ouml;re konulmaktadır. Etnik k&ouml;ken, tipik periyodik ateş, ser&ouml;zit atakları (1-4 g&uuml;n s&uuml;ren karın, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı), ailede Ailevi Akdeniz Ateşi &ouml;yk&uuml;s&uuml; ve atakların ila&ccedil; ile &ouml;nlenmesi tanı koymada &ccedil;ok yardımcıdır. Atak sırasında iltihabi s&uuml;reci g&ouml;steren&nbsp; l&ouml;kosit sayısında artış, eritrosit sedimentasyon hızı, fibrinojen ve C-reaktif protein (CRP) d&uuml;zeylerinde y&uuml;kseklik takip edilir. Atak sonrası s&ouml;z konusu laboratuvar bulgularındaki hızla d&uuml;zelme doktorun tanı koymasına yardımcı olur. Kesin tanı koydurucu bir kriter olmayan MEFV mutasyon sonu&ccedil;larını değerlendiren genetik analiz ise klinik tanıyı destekler.</p> <p>Tanı s&uuml;recinde aşağıdaki g&ouml;stergeler yardımcı olabilir:</p> <ul> <li>Bağışıklık tepkisinin bir g&ouml;stergesi olan y&uuml;ksek beyaz kan h&uuml;cresi sayısı</li> <li>Enflamatuar bir yanıtın bir g&ouml;stergesi olan y&uuml;ksek eritrosit sedimantasyon hızı (ESR)</li> <li>Kanamayı durdurmaya yardımcı olan y&uuml;ksek plazma fibrinojeni. Y&uuml;ksek miktarda mevcut olan y&uuml;ksek plazma fibrinojeni bu mekanizmada bir sorun olabileceğini g&ouml;sterir</li> <li>Kırmızı kan h&uuml;crelerinin yok edildiğini g&ouml;steren y&uuml;ksek serum haptoglobini, Familial Mediterranean Fever (FMF) gibi romatizmal hastalıklarda sık g&ouml;r&uuml;len bir durumdur.</li> <li>Karaciğer tarafından &uuml;retilen &ouml;zel bir protein t&uuml;r&uuml; olan y&uuml;ksek C-reaktif protein, yalnızca akut inflamasyon atakları sırasında bulunur.</li> <li>İdrar tahlili ile g&ouml;sterilen idrarda y&uuml;ksek alb&uuml;min. Ataklar sırasında mikroskobik hemat&uuml;ri (idrarda &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k - mikroskobik - miktarlarda kan veya kan h&uuml;cresi) ile birlikte idrarda protein alb&uuml;minin varlığı b&ouml;brek hastalığının bir belirtisi olabilir.</li> </ul> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi tedavisi nasıldır? </strong></h2> <p>Erken teşhis ve tedavi ile pek &ccedil;ok Ailevi Akdeniz Ateşi hastası normal hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebilir. Dengeli bir diyet, egzersiz programı, kilo kontrol&uuml; ve stressiz sağlıklı bir yaşam tarzı, hastalığın yol a&ccedil;tığı ağrıyı y&ouml;netmeye ve genel sağlık durumunu korumaya yardımcı olabilir.</p> <p>Kesin tedavisi olmayan FMF hastalığının belirti ve semptomlarını kontrol etmek, &ouml;nlemek i&ccedil;in kullanılan ila&ccedil;lar şunlardır:</p> <p><strong>Kolşisin etken maddeli ila&ccedil;lar</strong>: Kolşisin yeterli dozlarda kullanıldığında Ailevi Akdeniz Ateşi&rsquo;nin yol a&ccedil;tığı atak sayısında belirgin bir azalmayı sağlamaktadır. Kolşisinin yaygın g&ouml;r&uuml;len yan etkileri arasında şişkinlik, karın krampları ve ishal bulunur. Bu yan etkilerin arasında kolşisinin en sık g&ouml;r&uuml;len yan etkisi ishaldir ve &ouml;zellikle ila&ccedil; y&uuml;ksek dozlarda kullanıldığında ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Kolşisinin amiloidozu engellediğini g&ouml;steren &ouml;nemli &ccedil;alışmalar vardır. Ancak azospermiye neden olup olmadığı konusu hen&uuml;z a&ccedil;ıklığa kavuşturulamamıştır. Nadir durumlarda, kolşisin, &ouml;zellikle eritromisin (makrolid) ailesinden veya statinlerden (kolesterol ila&ccedil;ları) antibiyotik alırken kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;ne neden olabilir. Bu nedenle, bu ila&ccedil;ların kolşisin ile dikkatle verilmesi gerekir. Kadın hastaların hamilelik veya emzirme d&ouml;neminde kolşisin almayı bırakması gerekmez. Kolşisin ile tedavi edilen &ccedil;ocuklar yılda en az iki kez kan ve idrar testleri yaptırmalıdır.</p> <p><strong>Enflamasyonu &ouml;nlemek i&ccedil;in diğer ila&ccedil;lar: </strong>Altı ay s&uuml;reyle tolere edilebilecek maksimum dozda ve d&uuml;zenli kolşisin kullanmalarına rağmen ayda bir iki atak ge&ccedil;iren hastalar kolşisine yanıtsız olarak kabul edilir. Kolşisine yanıt alınamayan veya kolşisini tolere edemeyen hastalara alternatif tedavi y&ouml;ntemleri denenebilir. Hastaya iltihaplanmaya karışan interl&ouml;kin-1 adlı bir proteini bloke eden ila&ccedil;lar re&ccedil;ete edilebilir. Son yıllarda TNF inhibit&ouml;rleri ve IL-1 inhibisyonu (IL-1 resept&ouml;r antagonisti&nbsp; anakinra)&nbsp; tedavide daha ağırlık kazanmaya başlamıştır.</p> <h2><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı hakkında sık sorulan sorular </strong></h2> <p><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları ateş ataklarını azaltmak i&ccedil;in neler yapabilirler? </strong></p> <p>Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları tedaviye ek olarak ateş ataklarını &ouml;nlemek veya azaltmak i&ccedil;in şu noktalara dikkat etmelidir:</p> <p><strong>Yeterince uyumak:</strong> Yeterli derecede uyku bağışıklık sisteminin g&uuml;&ccedil;lenmesine yardımcı olur.</p> <p><strong>Rahat bir g&uuml;nl&uuml;k rutin</strong>: Stresli durumlar n&ouml;betleri tetikleyebilir. Bu y&uuml;zden stresten uzak durulmalıdır.</p> <p><strong>Egzersiz:</strong> D&uuml;zenli şekilde yapılan egzersizler stresi azaltır aynı zamanda bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir.</p> <p><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenme:</strong> Bol meyve ve sebze t&uuml;ketmek ailevi FMF hastalarına iyi gelir.&nbsp; Bazı hastalarda fazla yağlı yemekler n&ouml;betleri tetikleyebilir.</p> <p><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı ne kadar yaygındır?</strong></p> <p><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı </strong>nadir g&ouml;r&uuml;len bir hastalıktır. Nitekim hastalık Batı &uuml;lkelerinde 100.000 kişiden yaklaşık 2,5 kişide g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hastalık en yaygın olarak Akdeniz&rsquo;e kıyısı olan &uuml;lkelerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu milletlerden her 200 kişiden biri Ailevi Akdeniz Ateşi hastasıdır.</p> <p><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı T&uuml;rkiye&rsquo;de ne kadar yaygındır?</strong></p> <p>T&uuml;rk toplumunda Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığın g&ouml;r&uuml;lme sıklığı y&uuml;zde 0,1&#39;dir.</p> <p><strong>Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığının g&uuml;nl&uuml;k yaşam &uuml;zerinde etkileri nasıldır? </strong></p> <p>FMF hastalığı ilerleyen yaşla birlikte genellikle iyileşir ve &ccedil;oğu hastanın uygun tedaviyle normal bir hayat s&uuml;rmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ancak tedavi sonu&ccedil;ları her ne kadar başarılı olsa da Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı tamamıyla iyileştirilemez, &ouml;m&uuml;r boyu tedavi edilmesi şarttır. Ş&ouml;yle ki bu hastalıkla yaşamayı kolaylaştırmak i&ccedil;in doktorlarla g&uuml;vene dayalı bir ilişki geliştirmek &ouml;nemli bir husustur. Hastalığın yol a&ccedil;tığı ateş atakları, iltihaplanma ve v&uuml;cudun &ccedil;eşitli yerlerinde meydana gelen ağrılar bazen aile ve sosyal hayat &uuml;zerinde, işe ve okula devam etmede ve duygusal mutlulukta olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Hastaların bir aile &uuml;yesi, g&uuml;vendiği bir arkadaş veya bir terapistle konuşması, korkularını ve hayal kırıklıklarını ifade etmesine olanak sağlayabilir. Sonu&ccedil; olarak uygun bir tedavi programıyla birlikte kişiler g&uuml;nl&uuml;k yaşam normal şekilde devam edebilir, hastalar eğitim, iş, spor faaliyetleri veya sosyal etkinliklere dilediğince katılabilir.</p>

Huzursuz Bacak Sendromu

<p>Genellikle istirahat ederken ya da uyurken ortaya &ccedil;ıkan bacak hareket ettirme isteği, huzursuzluk, karıncalanma gibi bulgular Huzursuz bacak sendromu (HBS) hastalığı belirtileri arasında yer alıyor. HBS, hi&ccedil;bir neden olmadan daha &ccedil;ok genetik ge&ccedil;iş ile ortaya &ccedil;ıkabileceği gibi, demir eksikliği, gebelik ve son d&ouml;nem b&ouml;brek yetmezliği gibi fakt&ouml;rlerde bu hastalığa sebep olabiliyor. Kadınlarda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len HBS&rsquo;nin tedavisi ise ila&ccedil;lı ve ila&ccedil;sız olarak ger&ccedil;ekleştirilebiliyor.</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromu nedir?</strong></h2> <p>Huzursuz bacak sendromu (HBS), Willis-Ekbom hastalığı olarak da bilinen, bacakları hareket ettirme d&uuml;rt&uuml;s&uuml; veya ihtiyacı ile ortaya &ccedil;ıkan, anormal duyulara karakterize, kronik ve ilerleyici bir hareket bozukluğudur.</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromu tipleri nelerdir?</strong></h2> <p>Huzursuz Bacak Sendromu, temel olarak primer &nbsp;(idyopatik) ve sekonder (ikincil) olmak &uuml;zere iki sınıfa ayrılmaktadır.</p> <h3><strong>Primer (idyopatik) Huzursuz Bacak Sendromu</strong></h3> <p>Laboratuvar, n&ouml;rolojik, n&ouml;rofizyolojik, n&ouml;roradyolojik testlerin normal olması gerektiği idyopatik form t&uuml;m Huzursuz bacak sendromu olgularının y&uuml;zde 70-80&rsquo;ini oluşturmaktadır. Bu hastalarda kalıtsal ge&ccedil;iş dikkat &ccedil;eker. İdyopatik HBS&rsquo;li olguların birinci derece akrabalarında yaklaşık y&uuml;zde 50-70 oranında hastalığın g&ouml;r&uuml;lebildiği ve kadınların daha &ccedil;ok etkilendiği bildirilmiştir. Bu kalıtsal formda hastalık daha erken yaşta başlamakta, genellikle 45 yaştan &ouml;nce tanı konmakta ve sekonder formlara g&ouml;re olduk&ccedil;a yavaş ilerleme izlenmektedir.</p> <p>Kalıtsal formun dışında, hastalığın aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n olmadığı (sporadik) idyopatik formu da bulunmaktadır.</p> <h3><strong>Sekonder Huzursuz Bacak Sendromu</strong></h3> <p>&Ccedil;eşitli klinik durumların HBS&rsquo;ye yol a&ccedil;abildiği bilinmektedir. Bu klinik durumların en sık g&ouml;r&uuml;lenleri; demir eksikliği, gebelik ve son d&ouml;nem b&ouml;brek yetmezliğidir. Sekonder sebeplerin ortak noktası olan demir metabolizması bozukluğu, HBS gelişiminde &ouml;nemli bir etkendir. Bu klinik durumların d&uuml;zelmesi veya tedavi edilmesi, HBS semptomlarında azalma ve bazı olgularda tam d&uuml;zelme sağlayabilmektedir. Huzursuz bacak sendromu; Romatoid artrit (RA), Sj&ouml;gren Sendromu (SjS) gibi bazı romatolojik hastalıklarda normal pop&uuml;lasyona g&ouml;re daha sık izlenmektedir. Ayrıca HBS&rsquo;li hastalarda kol, bacak ve eklem ağrısı da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p>Ayrıca Fibromiyalji sendromu olan hastalarda Huzursuz bacak sendromu sık izlenmektedir.</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromunun belirtileri nelerdir? </strong></h2> <p>HBS&rsquo;li hastalar, karakteristik olarak semptomlarını tarif etmekte g&uuml;&ccedil;l&uuml;k yaşarlar. &Ccedil;oğunlukla bacaklarda engel olamadıkları hareket ettirme isteği, acı-yanma-karıncalanma şeklinde &ccedil;ok ağrılı olmayan, fakat olduk&ccedil;a rahatsız edici bir his şeklinde ifade etmektedirler. Bu rahatsızlık istirahat sırasında ortaya &ccedil;ıkmakta, geceleri şiddetlenmekte ve genellikle uykudan uyandıran nitelikte olmakta, bu nedenle de kronik uyku bozukluğu ile emosyonel strese yol a&ccedil;maktadır. &nbsp;</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromunun tanısı nasıl konulur? </strong></h2> <p>Huzursuz bacak sendromu hastalığında tanı klinik bulgulara ve &ouml;yk&uuml;ye g&ouml;re konulur. Primer HBS&rsquo;de fizik, lokomotor sistem ve n&ouml;rolojik muayeneler normaldir. Ayrıca, tanıyı doğrulayan herhangi bir objektif test bulunmamaktadır.</p> <p>Bunların dışında sekonder HBS ve birlikte g&ouml;r&uuml;len durumların aydınlatılması i&ccedil;in bir takım laboratuvar testleri &ouml;nerilir. Bunlar; ferritin, BUN, kreatinin, a&ccedil;lık kan şekeri, magnezyum, TSH, vitamin B12, folat, glukoz tolerans testleridir.</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromunun tedavisi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Tedaviye başlanmadan &ouml;nce sekonder sebepler ile birlikte g&ouml;r&uuml;len hastalıklar sorgulanmalı ve tetkik edilmelidir. Tespit edilebilen sekonder sebebe y&ouml;nelik tedavi, semptomlarda tam d&uuml;zelme sağlayabilir veya verilecek ila&ccedil; dozunun d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesini m&uuml;mk&uuml;n kılabilir. Bu hastalığın tedavisi ila&ccedil;lı ve ila&ccedil;sız tedavi olmak &uuml;zere ikiye ayrılmaktadır.</p> <h3><strong>İla&ccedil;sız Tedavi</strong></h3> <p>Hafif d&uuml;zeyde Huzursuz Bacak Sendromu semptomları olan hastalarda, &ccedil;eşitli yan etkileri olabilecek ila&ccedil;ları re&ccedil;etelemeden &ouml;nce, ila&ccedil;sız tedavi y&ouml;ntemleri denenmelidir. Uyumadan &ouml;nce germe egzersizleri gibi hafif-orta dereceli fiziksel aktivite, sıcak banyo semptomların hafifletilmesinde işe yarayabilir. Bununla birlikte istirahat sırasında hastaya bilgisayar oyunu, bulmaca gibi mental aktiviteyi arttırıcı uğraşlar ile ilgilenilmesi &ouml;nerilir. Ayrıca yatak odasının serin olması, rahat pijamalar kullanılması, aynı saatte uyuyup aynı saate uyanma, g&uuml;nd&uuml;z uyumama şeklinde d&uuml;zenli bir uyku &ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n oluşturulması gibi d&uuml;zenlemelerin yapılması tavsiye edilmektedir. HBS&rsquo;si olan hastaların, semptomları şiddetlendirdiği bilinen kafein, nikotin, alkol, antihistaminik, antidopaminerjik aktivite g&ouml;steren antiemetik, antipsikotik ve antidepresanlardan ka&ccedil;ınmaları gerekmektedir. Ayrıca HBS hastalarına programlarını hastalık semptomlarına g&ouml;re d&uuml;zenlemeleri tavsiye edilmektedir. &Ouml;rneğin, uzun s&uuml;re istirahati gerektiren u&ccedil;ak yolculuğu veya sinema izlemek gibi sedanter aktiviteler sabah saatlerinde, ev işi veya egzersiz gibi şikayetleri azaltan aktiviteler ise g&uuml;n&uuml;n ge&ccedil; saatlerinde yapılabilir.</p> <h3><strong>İla&ccedil;la Tedavi</strong></h3> <p>Hafif semptomları olan hastalarda ila&ccedil;sız tedavi y&ouml;ntemleri işe yarasa da, orta-ileri d&uuml;zeyde şikayetleri olan hastalarda &ccedil;oğunlukla medikal tedaviye ihtiya&ccedil; duyulur. HBS tedavisinin ana ama&ccedil;larından biri, uygun ve arzulanan zamanlarda, yeterli ve restoratif uykuyu sağlamaktır. Uyku bozukluğunun d&uuml;zeltilmesiyle, bu hastalarda sık g&ouml;r&uuml;len yorgunluk, konsantrasyon eksikliği, uyku hali ve hatta depresyon gibi sorunlar da &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenebilir. Tedavinin ikinci bir amacı da, hastaların, kitap okuma, televizyon izleme, sinemaya gitme, seyahat etme gibi şikayetleri arttıran aktivitelerden keyif almalarını sağlamaktır.</p> <p>Tedavi se&ccedil;enekleri semptomların sıklık ve şiddetine g&ouml;re d&uuml;zenlenir. Ortaya &ccedil;ıktığı zaman tedaviyi gerektirecek kadar rahatsız edicidir, fakat g&uuml;nl&uuml;k ila&ccedil;la tedaviye ihtiya&ccedil; duyulacak sıklıkta g&ouml;r&uuml;lmezler. Bu kategoride, semptomlar genellikle seyahat gibi belirli aktivitelerle ortaya &ccedil;ıkar ve &ccedil;oğunlukla &ouml;nceden tahmin edilebilir. Bu nedenle, hastalara şikayetleri başlar başlamaz ila&ccedil; almaları &ouml;nerilir.</p> <h2><strong>Huzursuz bacak sendromu ile ilgili sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Huzursuz bacak sendromu hastalığının klinik seyri nasıl olur?</strong></p> <p>Klinik seyir hastalığın başlama yaşına g&ouml;re farklılık g&ouml;stermektedir. Ge&ccedil; başlangı&ccedil;lı olgularda, hastalık hızlı ilerleme g&ouml;stermekte ve genellikle tıbbi tedavi ihtiyacı yaratmaktadır. Erken başlangı&ccedil;lı olgularda ise semptomlar yıllar i&ccedil;inde sinsi olarak ilerlemekte, hastalık genellikle 40-60&rsquo;lı yaşlarda s&uuml;rekli hale gelmektedir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromunun karıştırıldığı başka hastalıklar var mıdır?</strong></p> <p>Huzursuz Bacak Sendromu tanı kriterlerinin net olması sebebiyle ş&uuml;phelenilen hastalarda, tanı koymada g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekilmez. Ancak hastaların şikayetlerini tam olarak ifade edememesi ve semptomların karmaşıklığı kol ve bacaklarda ağrı, hareket bozukluğu ve uyku problemi gibi benzer klinik &ouml;zellikler g&ouml;steren anksiyete bozukluğu, depresyon veya uyku bozukluğu gibi yanlış tanılara neden olabilmektedir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromunun toplumda g&ouml;r&uuml;lme sıklığı nedir?</strong></p> <p>Olguların &ccedil;oğuna tanı konulamadığı i&ccedil;in hastalığın g&ouml;r&uuml;lme sıklığı kesin olarak bilinmez. Epidemiyolojik &ccedil;alışmalara g&ouml;re HBS toplumun y&uuml;zde 1-15&rsquo;inde g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. &Ouml;zellikle Avrupa ve Kuzey Amerika&rsquo;dan bildirilen raporlarda yaklaşık sıklığı y&uuml;zde 10 iken, Singapur, Japonya ve Hindistan gibi Asya &uuml;lkelerinde y&uuml;zde 0,1 gibi d&uuml;ş&uuml;k oranlarda bildirilmektedir. Avrupa&rsquo;dan bildirilmiş en d&uuml;ş&uuml;k sıklık y&uuml;zde 3,19 ile T&uuml;rkiye&rsquo;dendir. Yunanistan&rsquo;da ise y&uuml;zde 3,9 gibi buna yakın bir oran raporlanmıştır. G&ouml;r&uuml;lme sıklığı oranlarında g&ouml;r&uuml;len bu farklılıklar, hastalığın ortaya &ccedil;ıkmasında ırksal veya etnik fakt&ouml;rlerin rol oynayabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmektedir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromu hangi yaşlarda daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>HBS semptomları ile doktora başvuran hastaların &ccedil;oğu orta ve ileri yaştadır. Ancak olguların y&uuml;zde 35-45&rsquo;inde şikayetler 20 yaş &ouml;ncesinde başlamaktadır. &Ccedil;ocukluk ve ad&ouml;lasan d&ouml;neminde ise g&ouml;r&uuml;lme sıklığı y&uuml;zde 2 civarındadır. Erken d&ouml;nemde semptomlar genellikle hafif seyirliyken, yaşla birlikte şiddetlenmekte ve 50-60 yaşlarında tedavi ihtiyacı ortaya &ccedil;ıkmaktadır. 70 yaş &uuml;st&uuml;ndeki pop&uuml;lasyonda ise bu oran y&uuml;zde 8,7-19 olarak bildirilmiştir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromunun kadın ve erkeklerde g&ouml;r&uuml;lme sıklığı nasıldır?</strong></p> <p>Patofizyolojik mekanizmaları halen a&ccedil;ık olmasa da, kadın cinsiyet hastalık i&ccedil;in bir risk fakt&ouml;r&uuml; olarak g&ouml;r&uuml;nmektedir. Epidemiyolojik &ccedil;alışmaların &ccedil;oğunda kadınlarda yaklaşık iki kat daha sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; bildirilmiştir. Ayrıca sigara i&ccedil;enlerde ve ayda 3 saatten az spor yapanlarda HBS sıklığı artmaktadır.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromu iki bacakta mı yoksa tek bacakta mı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Semptomlar genellikle tek bacakta rahatsızlık hissi bi&ccedil;iminde başlar. Hastalığın şiddetli seyrettiği olgularda her iki bacak veya kal&ccedil;alar, g&ouml;vde, kollar hatta y&uuml;z gibi bedenin diğer b&ouml;l&uuml;mlerinde de rahatsızlık hissedilebilir. Ancak her koşulda bacaklar etkilenmiştir ve genellikle bacakların diğer b&ouml;lgelere g&ouml;re daha &ouml;nce ve daha ciddi etkilenmesi beklenmektedir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromu belirtileri hangi koşullarda kendini g&ouml;sterir?</strong></p> <p>Bacaklardaki rahatsızlık hissi istirahatle birlikte başlar. Bu rahatsızlık, başlangı&ccedil;ta belirgin değilken, istirahat s&uuml;resinin uzaması ile belirginleşir. Semptomlar otururken veya yatarken ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Şikayetlerin ortaya &ccedil;ıkması veya hafiflemesi i&ccedil;in &ouml;zel bir v&uuml;cut pozisyonu yoktur. Sadece fiziksel istirahat değil, santral sinir sistemi inaktivitesi de rahatsızlığın ortaya &ccedil;ıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle istirahat sırasında mental uyanıklığı arttıran bulmaca, bilgisayar oyunu gibi aktivitelerin şikayetleri azalttığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Huzursuz bacak sendromu semptomlarını azaltan etmenler nelerdir?</strong></p> <p>Bacaklardaki huzursuzluk hissinin hareketle ge&ccedil;mesi beklenmektedir. Bacaklarda fleksiyon-ekstansiyon hareketi veya germe-ovalama manevraları etkili olabilir. Ancak semptomlar &ccedil;oğunlukla yataktan kalkıp y&uuml;r&uuml;meyi, sıcak veya soğuk banyoları gerektirebilmektedir. Bir &ccedil;alışmada hastaların y&uuml;zde 82&rsquo;sinin ısı değişiminden fayda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bildirilmiştir. Rahatsızlık hareket halindeyken kaybolur, ancak istirahat hali başlar başlamaz tekrar ortaya &ccedil;ıkabilir. Ciddi HBS durumunda, hareketle rahatlama g&ouml;r&uuml;lmeyebilir, semptomlar 24 saat boyunca s&uuml;reklilik g&ouml;sterebilir.</p> <p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

Boyun Fıtığı

<p>Masa başında, bilgisayar karşısında uzun saatler ge&ccedil;iriyor; spor yapmıyorsanız ya da genetik olarak kaslarınız zayıfsa &ldquo;Boyun Fıtığı&rdquo; i&ccedil;in risk grubundasınız demektir. Saatlerce bilgisayar karşısında &ccedil;alışmak ve hareketsizlik sonucu ortaya &ccedil;ıkabilen boyun fıtığı, pek &ccedil;ok kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Ancak beyin ve sinir cerrahisindeki yeni y&ouml;ntemler, teşhis ve tedavi s&uuml;re&ccedil;lerini kısaltarak, yaşam kalitesinin y&uuml;kseltilmesine yardımcı oluyor. Memorial Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanları, y&uuml;r&uuml;me zorluğuna dahi yol a&ccedil;abilen boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Boyun fıtığı nedir?</strong></h2> <p>Omurga, dikey y&ouml;nde etki yapan v&uuml;cut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında, hareket fonksiyonunu da y&uuml;r&uuml;tmek durumundadır. Bu y&uuml;zden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi &ccedil;atışan iki &ouml;zelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili &ouml;zellik, omurganın b&ouml;l&uuml;ml&uuml; yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır. Diskler dikey y&ouml;nde, yana eğilme ve d&ouml;nme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak &uuml;zerindeki duruşu da disk &uuml;zerine yansıyan kuvvetleri artırır. Sonu&ccedil; olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek &uuml;zere yıpranmaktadır. Y&uuml;k emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir. Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı g&ouml;r&uuml;lme riski y&uuml;ksektir. Boyun b&ouml;lgesinde her omur, cismi hizasından &ccedil;ıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu b&ouml;lgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki i&ccedil; kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya &ccedil;ıkar.</p> <h2><strong>Boyun fıtığı belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Boyun fıtığı, omurilik ve sinir k&ouml;klerini etkileyen, en sık hayatın 30- 40&rsquo;lı yaşlarında hastalıktır. Boyun fıtığının belirtileri fıtığın yerine, hastalığın s&uuml;resine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik g&ouml;sterir. En sık karşılaşılan boyun fıtığı belirtileri ise ş&ouml;yledir;</p> <ul> <li>Tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrı,</li> <li>Parmak u&ccedil;larına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber seyreden ağrı.</li> <li>Ağrı ile birlikte yayıldığı kolda kuvvet kaybı.</li> <li>Ele alınan cisimleri d&uuml;ş&uuml;rmek</li> <li>Y&uuml;r&uuml;me g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; ve dengesizlik</li> </ul> <p>Boyun fıtığı, akut ve kronik olarak iki d&ouml;neme ayrılabilir. Akut d&ouml;nemde: nukleus pulpozus&rsquo;un fıtıklaşması veya serbest olarak dışarı &ccedil;ıkması durumu s&ouml;z konusu iken, kronik d&ouml;nemde kemikte gagalaşmaların oluşumu (osteofit) veya genel olarak omurga sistemini oluşturan yapıların yaygın dejenerasyonu ile servikal spondilozis adı verilen bir tablo s&ouml;z konusudur. Akut boyun disk fıtıklaşmalarında; tek yanlı, k&uuml;rek kemiğine, g&ouml;ğse &uuml;st ekstremiteye yayılan ağrılar hissedilebilir. Ağrı, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k, ıkınma ve hapşırma ile artabilir.</p> <p>Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli s&uuml;rede yatak istirahati ile ge&ccedil;memesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir.</p> <h2><strong>Boyun fıtığı nedenleri nelerdir?</strong></h2> <p>Boyun fıtığının oluşması pek &ccedil;ok nedene bağlı olmakla birlikte boyun, bele g&ouml;re daha narin bir yapıda olduğundan, boyundaki deformasyonlar daha erken yaşlarda başlayabilir. S&uuml;rekli aynı noktaya bakmak, boynu uzun s&uuml;re aynı noktada tutmak, bilgisayar ya da televizyon karşısında uzun s&uuml;re ge&ccedil;irmek, soğuk klima ısısına maruz kalmak ve egzersiz yapmamak başlıca boyun fıtığı nedenleri arasındadır.<br /> <br /> Boyun fıtığı bazı kişilerde yapısal &ouml;zelliklere bağlı olarak da ortaya &ccedil;ıkabilir. Genellikle ince, narin ve uzun boyunlu insanlarda boyun fıtığı, kısa boyunlu insanlara oranda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu tip insanların kas yapıları daha zayıftır ve &ccedil;evresel fakt&ouml;rler ile yaşam bi&ccedil;iminden &ccedil;ok daha kolay etkilenir. Boynun k&ouml;t&uuml; kullanımı da s&ouml;z konusuysa, bu kişiler daha y&uuml;ksek oranda boyun fıtığı riski altındadır. Kısa boyunlu ve basık kafa yapısına sahip olan kişilerde ise boyun fıtığının g&ouml;r&uuml;lme oranı &ccedil;ok daha d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.&nbsp;</p> <p>Sigara kullanmak da boyun fıtığı riskini artıran nedenler arasındadır. &Ouml;zellikle gen&ccedil; yaşlarda sigaraya başlayanlarda, boyun yapısı &ccedil;ok kısa s&uuml;rede bozulmaktadır. Sigara, akciğer kanserine genellikle 20 yıl gibi uzun bir d&ouml;nemde neden olurken, sigara i&ccedil;en kişilerde ilk 5 yıl i&ccedil;inde boyun fıtığı vakalarına rastlanmaktadır. Genetik fakt&ouml;rler de boyun fıtığı &uuml;zerinde etkilidir. Eğer kişinin ailesinde boyun fıtığı vakaları varsa, fıtık olma riski de artmaktadır.</p> <p>Uygunsuz &ccedil;alışma ve uyuma pozisyonları boyun fıtığının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Oturur vaziyette uyuyakalmak, &ouml;nemli bir boyun fıtığı fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Bu t&uuml;r alışkınlığı olan kişilerde boyun yastığı kullanılması gereklidir. Gece uykusunda en az 6-8 saat vakit ge&ccedil;irildiği i&ccedil;in boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran ortopedik yastıklar kullanılmalıdır. Yanlış bir uyuma pozisyonunda ge&ccedil;irilen s&uuml;re, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p>Boyun fıtığı i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri;&nbsp;</p> <ul> <li>Trafik kazası, travma ge&ccedil;irmek, şof&ouml;rl&uuml;k, bankacılık gibi mesleklerde &ccedil;alışmak,</li> <li>Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,</li> <li>Boyun kaslarında zayıflık,</li> <li>Yanlış duruş, psikolojik stres, yorgunluk</li> <li>Uzun s&uuml;reli bilgisayar kullanımı</li> <li>Profesyonel olmayan masaj</li> <li>Ev işleri, dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi aktiviteler boyun ağrılarını artıran fakt&ouml;rlerdir. Bu y&uuml;zden kadınlarda boyun ağrılarının g&ouml;r&uuml;lme sıklığı daha fazladır.</li> </ul> <h2><strong>Boyun Fıtığı tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>Boyun fıtığı tanısında hastanın detaylı &ouml;yk&uuml;s&uuml; ve fiziksel muayenenin &ouml;nemi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r ve sadece bunlarla tanı koymak bile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ama g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir. Boyun fıtığında kesin tanının koyulabilmesi i&ccedil;in ayrıntılı n&ouml;rolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) ve Boyun MR&rsquo;ı yeterlidir.</p> <p>Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi &ouml;nerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi y&ouml;ntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.</p> <h2><strong>Boyun Fıtığı tedavisi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Boyun fıtığı tedavisi eğer hastalık hafif şiddette ise istirahat, stresten uzak bir yaşam, ağrı kesici ila&ccedil;lar ve fizik tedavi ile yapılır. Ancak boyun ve kol ağrıları ila&ccedil; ve fizik tedaviye rağmen ge&ccedil;miyorsa, hastaların kollarında uyuşukluk, kuvvet azlığı varsa hasta ameliyatla tedavi edilmesi gerekebilir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde boyun fıtığı ameliyatları daha başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Uykuları ka&ccedil;ırabilen ve yaşam kalitesini d&uuml;ş&uuml;ren boyun fıtığının, mikrocerrahi y&ouml;ntemi ile tedavisi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Mikrocerrahi y&ouml;ntemiyle hastada mevcut şikayetler ortadan, kaldırılmaya ve ağrıdan dolayı d&uuml;şm&uuml;ş olan yaşam kalitesi de y&uuml;kseltilmeye &ccedil;alışılır.</p> <p>Boyun fıtığı ameliyatının amacı; omurilik ve buradan &ccedil;ıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, bir&ccedil;ok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının y&uuml;k taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır. Geleneksel cerrahi y&ouml;ntemler, geniş alanda normal doku tahribatına neden olur. B&ouml;ylece omurilik ve sinir dokusu rahatlatılmakla beraber, omurganın fonksiyonunun bozulmasına yol a&ccedil;ar. Sonu&ccedil;ta hastaya ek olarak kafes, plak, vida gibi materyallerle ameliyat yapılması zorunlu hale gelebilir. Omurganın fıtık seviyesindeki b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; hareketsiz hale getiren bu ameliyat tekniğinin; s&uuml;resinin uzun olması, fazla miktarda kan kaybı ve ameliyat sonrası ağrılı ve uzun iyileşme s&uuml;reci, y&uuml;ksek oranda başarısızlık, uzun vadede diğer disklerde fıtıklaşmalara yol a&ccedil;ması bu y&ouml;ntemlerin dezavantajıdır. Diğer yandan hareketli b&ouml;l&uuml;m&uuml; koruma amacıyla geliştirilen disk protezi de istenilen sonu&ccedil;lara ulaşılmasını sağlayamamıştır. Uzun d&ouml;nemde protezlerin hareket kabiliyetini kaybettikleri izlenmektedir.</p> <p>Radyolojik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerindeki (MR) gelişmeler boyun fıtığına yol a&ccedil;an yumuşak ve kemik dokuların ayrıntılı tespitinde faydalıdır. Mikrocerrahi y&ouml;nteminde 1,5 cm.lik cilt kesisi yapılır. Doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır. Omurganın y&uuml;k taşıyabilme ve hareket edebilme g&uuml;c&uuml; bozulmadığı i&ccedil;in hasta ameliyattan bir g&uuml;n sonra y&uuml;r&uuml;t&uuml;l&uuml;r ve taburcu edilir. Hastanın boyunluk kullanmasına gerek kalmaz. Dikiş yoktur ve işlemden 2 g&uuml;n sonra pansuman &ccedil;ıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hasta oturabilir, y&uuml;r&uuml;yebilir ve merdiven inip &ccedil;ıkabilir. Ameliyattan 2 hafta sonra da egzersiz programı başlatılır. Bu &ldquo;minimal invaziv cerrahi&rdquo; yani girişimsel y&ouml;ntemle boyun fıtığı ameliyatlarında alınan sonu&ccedil;lar son derece y&uuml;z g&uuml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml;d&uuml;r. Bu ameliyat tekniği hastaların &ccedil;ok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın olmaması, &ccedil;ok kısa s&uuml;rede sosyal yaşantıya d&ouml;n&uuml;ş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile &ouml;zelikle &ouml;nerilmektedir.</p> <h2><strong>Boyun fıtığı hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Boyun ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>Boyun fıtığının cerrahi y&ouml;ntemle iyileşme oranı son yıllarda olduk&ccedil;a y&uuml;kselmiştir. Hasta medikal tedaviden yarar g&ouml;rm&uuml;yor ve fel&ccedil; durumu riski ile karşı karşıyaysa, cerrahi m&uuml;dahale uygulanmaktadır. Cerrahi m&uuml;dahale sonrası ise hastanın aynı noktadan tekrar boyun fıtığı olma oranı ise son derece d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Ameliyatlar artık &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k kesilerle yapılmamakta, mikroskobik ve endoskopik y&ouml;ntemlerle boyunun sağ tarafından girilerek uygulanan, 1-1.5 saatlik ameliyatlar sonrası hasta 10 g&uuml;n i&ccedil;inde normal yaşantısına geri d&ouml;nmektedir.&nbsp;</p> <p>Boyu fıtığı ameliyatı olan hastaların 10 g&uuml;n sonra normal aktivitelere d&ouml;nebilmeleri bazı noktalara dikkat etmeleri gerekmektedir. Bunlar;</p> <ul> <li>Taburcu olduktan sonraki ilk yedi g&uuml;n i&ccedil;erisinde, hastanede olduğu gibi yatak istirahatine devam edilmelidir.</li> <li>G&uuml;nde sadece 6-7 kez (tuvalet ve yemek ihtiyacı i&ccedil;in) kalkılmalı, bunun dışında yatılmalıdır. Yataktan kalkma ve yatağa yatma hareketlerinin &ouml;ğretilen bi&ccedil;imde olmasına dikkat edilmelidir.</li> <li>Yatak ve yatış bi&ccedil;imi: Yatak hastaya uygun ortopedik bin yatak olmalıdır. Sırt &uuml;st&uuml; ve/veya yan yatılıp, d&ouml;n&uuml;lebilir. Ortopedik bir yastık kullanılmalıdır. Yataktan kalkarken &ouml;ğretildiği şekilde koldan destek alarak &ouml;nce oturmak sonra ayağa kalkmak esastır.</li> <li>Oturma: İkinci haftadan sonra dik olarak oturulabilir. Al&ccedil;ak, yumuşak koltuk ya da kanepelere g&ouml;m&uuml;lerek oturulmamalıdır.</li> <li>Tuvalet: İlk hafta tuvalet ihtiyacı klozete oturularak giderilmelidir.</li> <li>Banyo: Hastaneden taburcu olduktan sonraki 1&rsquo;inci g&uuml;n yara hattı su ge&ccedil;irmez şekilde kapatıldığından banyo almakta bir sakınca yoktur. Yara 1&rsquo;inci haftada doktor g&ouml;rd&uuml;kten sonra a&ccedil;ık bırakıldığı halde hasta banyo yapabilir.</li> <li>Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş: Taburcu olduktan 1 hafta sonra arttırılarak her g&uuml;n yapılmalıdır.</li> <li>Ameliyat yeri̇: Ameliyat yerinde karıncalanma uyuşukluk veya sertlik hissi olabilir. Hareketle, &ouml;ks&uuml;rmekle dikişlerin a&ccedil;ılması s&ouml;z konusu değildir. Yara yerinden dikiş̧ alınmayacaktır. Yara yerinden herhangi bir akıntı olduğunda kısa s&uuml;rede doktora başvurulmalıdır.</li> <li>Sigara ve alkol: Sağlığa zararlı olan maddelerin kullanılmaması gerekmektedir. Bunlar fıtık oluşumunda etkili olur. Yara iyileşmesini geciktirme gibi olumsuz bir etkileri de vardır.</li> <li>Cinsel yaşam: Bir hafta s&uuml;re ile cinsel aktivitenin kısıtlı olmasına dikkat edilmelidir.</li> <li>Otomobil kullanma: Birinci haftadan sonra kısa mesafelerde araba kullanılabilir.</li> <li>Diyet: Kilo almamak hem omurganın hem de genel sağlık i&ccedil;in gereklidir. Bu nedenle hastanın durumuna uygun diyet d&uuml;zeninin hastaneden &ccedil;ıkmadan programlaması gerekirse diyet b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden yardım istenmesi gerekmektedir.</li> <li>İla&ccedil;lar: Hastaya taburculuğu esnasında verilen ila&ccedil;lar 1 hafta s&uuml;re ile kullanılmalıdır.</li> </ul> <p><strong>Boyun sağlığı i&ccedil;in dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>Boyun sağlığının korunması i&ccedil;in g&uuml;n i&ccedil;inde uyulması i&ccedil;in gereken kurallar ve egzersizler &ouml;nemlidir.</p> <ul> <li>Bakılan kişi, cisim ya da objeye cepheden baş-boyun ve g&ouml;vde aynı d&uuml;zlem &uuml;st&uuml;nde olacak şekilde d&ouml;n&uuml;lmelidir.</li> <li>Uzun s&uuml;re aynı pozisyonda kalmaktan ka&ccedil;ınılmalıdır. Oturma ve ayakta kalma s&uuml;resi 45 dakikayı ge&ccedil;memelidir. Maksimum 45 dakikada bir pozisyon değiştirmek ihmal edilmemelidir.</li> <li>Y&uuml;z &uuml;st&uuml; yatmak yerine yan yatmak tercih edilmelidir. Ortopedik yastık kullanmak &ouml;nemlidir. Kuş t&uuml;y&uuml; elyaf gibi maddelerden yapılmış yastıklar boyun sağlığı i&ccedil;in uygun değildir.</li> <li>Okuma sırasında boynu &ouml;ne doğru ileri derecede b&uuml;kmek boyun sağlığı a&ccedil;ısından uygun değildir. Uzun s&uuml;reli okumada boynu b&uuml;kerek değil, kitap y&uuml;ksekliğini uygun bir seviyede ayarlayarak ve g&ouml;z hareketleri ile okuma yapılmalıdır. Bunun i&ccedil;in a&ccedil;ılı kitap destekleri kullanmak faydalı olur.</li> <li>&Ouml;zellikle bilgisayar kullanırken ekran g&ouml;z hizasında olmalı ve ekrana g&ouml;vde ile y&ouml;nlenmiş olarak bakılmalıdır.</li> <li>Boyun r&uuml;zgardan, soğuktan, direk boyna vuran klima akımlarından korunmalıdır. Banyo ve y&uuml;zme sonrasında ıslak kalmamaya dikkat edilmelidir.</li> </ul> <p><strong>Boyun fıtığına iyi gelen egzersizler nelerdir?</strong></p> <p>Boyun fıtığından korunmak i&ccedil;in boyun fıtığına iyi gelen egzersizleri d&uuml;zenli olarak yapmakta fayda vardır. &Ouml;zellikle boyun fıtığı risk grubunda iseniz mutlaka d&uuml;zenli egzersiz hayatınızın bir par&ccedil;ası olmalıdır. Genelde boynu sağa sola b&uuml;kmeden, boyun adalesini g&uuml;&ccedil;lendiren egzersizler, boyun fıtığına yakalanma riskini azalmaktadır. İzometrik denilen elin; alnın ortası, şakak ve enseye konularak itilmesi şeklinde yapılan ve her bir itmede 10&rsquo;a kadar sayılan egzersizler, boyun kaslarını g&uuml;&ccedil;lendirmektedir. &Ouml;nerilen bu hareketler, g&uuml;nde en az 2 ya da 3 kez yapılarak bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Kişi, g&uuml;n i&ccedil;inde 5 dakikayı kendine ayırarak boyun fıtığı riskinden korunabilir. Bunun yanında; boyun fıtığına yakalanma riski olanlar, bilin&ccedil;li ve d&uuml;zenli olarak y&uuml;zerek bu riski azaltabilir. Y&uuml;zme boyun yapısının bozulmasını engelleyen &ouml;nemli bir fakt&ouml;rd&uuml;r. Masa başında &ccedil;alışan kişiler ise sırt ve bel desteği olan sandalyeler kullanmalıdır. M&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar klimalardan uzak durulmalı ve bilgisayarlar g&ouml;z hizasında olacak şekilde &ccedil;alışılmalıdır.&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

CAD EYE Yapay Zeka Teknolojisi

<p>Kalın bağırsak ya da bir diğer adı ile kolon kanseri d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor. Kolorektal kanserlerin ortaya &ccedil;ıkmasında; genetik fakt&ouml;rler, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle giderek yaygınlaşan bağırsak poliplerinin tanı ve tedavisinde ge&ccedil; kalınması &ouml;nemli rol oynuyor. Bağırsak poliplerinin erken d&ouml;nemde&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/endoskopi/kolonoskopi.html">kolonoskopi</a>&nbsp;ile tespit edilmesi, tanısının konulması ve takip edilmesi, bu oluşumların ciddi hastalıklara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p hayati tehlikeye yol a&ccedil;maması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Endoskopik uygulamalarda CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin hata payı olmadan belirlenmesini sağlayarak, hastalığın tanı ve tedavisinde yer tutuyor.</p> <h2><strong>CAD EYE teknolojisi nedir?</strong></h2> <p>Bağırsak kanalının i&ccedil; y&uuml;zeyinden y&uuml;kselen anormal b&uuml;y&uuml;meler olarak tanımlanan ve &ccedil;oğunlukla iyi huylu olan kalın bağırsak polipleri, ihmal edildiği takdirde ilerleyip b&uuml;y&uuml;yerek kalın bağırsak kanserine d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. 50 yaşın &uuml;zerindeki kişilerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinde g&ouml;r&uuml;len kolon poliplerinin bir kısmı kalın bağırsak kanserine ilerlemektedir. Bağırsak poliplerini saptamadaki en g&uuml;venilir y&ouml;ntem de kolonoskopik incelemelerdir. Bağırsak polipleri, modern &ccedil;ağın en gelişmiş kolonoskopi teknolojisi CAD EYE yapay zeka ile pratik bir şekilde tespit edilebilmekte, b&ouml;ylelikle kalın bağırsak kanseri gibi hayati sonu&ccedil;ları olabilecek ciddi bir hastalığın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi ile kalın bağırsak kanserine neden olabilecek poliplerin belirlenip &ccedil;ıkarılması, b&ouml;ylelikle kanserin oluşmadan &ouml;nlenmesi sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin kansere d&ouml;n&uuml;şmeden erken aşamada tespit edilmesini sağlayan bir sistemdir. Kolonoskopi cihazına eklenen &ouml;zel bir işlemci sayesinde, detaylı ek bilgiler sağlar ve kolon poliplerinin tespit edilme oranını m&uuml;kemmel seviye getirir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;nasıl uygulanıyor?</strong></h2> <p>S&uuml;re&ccedil; a&ccedil;ısından normal kolonoskopiden bir farkı yoktur. İşlem &ouml;ncesi hasta doktorunun talimatları ile bağırsak temizliğini ger&ccedil;ekleştirmektedir. İşlem g&uuml;n&uuml;nden bir gece &ouml;nce yemek ve su alımı durdurulur. Uygulama, anestezi uzmanları tarafından hasta uyutularak ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaya sedasyon uygulandıktan sonra kalın bağırsak, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenir. Kalın bağırsakta polip saptanması durumunda polipin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, polipin sınıflandırması ve yerleşim yerine g&ouml;re tedavi se&ccedil;enekleri planlanır. Poliplerin &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğu kolonoskopi sırasında &ccedil;ıkartılır. Ancak b&uuml;y&uuml;k boyutta olan bazı endoskopik &ouml;zelliklere g&ouml;re t&uuml;m&ouml;r olacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len poliplerde ileri endoskopik işlemler (ESD, EMR, EFTR) gerekebilir. Kolonoskopi işleminin deneyimli kişiler tarafından yapılması, bu poliplerin tanınması ve &ouml;zelliklerinin belirlenmesi tedavi kararı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.&nbsp;</p> <p>Bazı kalın bağırsak poliplerinin kolonoskopi sırasında tanınması ve g&ouml;r&uuml;lmesi zor olabilmektedir. Bu nedenle k&uuml;&ccedil;&uuml;k poliplerin atlanmaması ve taranması i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılmakta, tarama i&ccedil;in yeterli zaman ayrılmakta ve bazı &ouml;zel endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodları uygulanmaktadır.</p> <p>T&uuml;m bunlara ek olarak yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak polipleri ve t&uuml;m&ouml;rlerin saptanmasında &ouml;nemli avantajlar sunmaktadır. CAD EYE yapay zeka, kolonoskopi sırasındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri hem doktorun ekranına yansıtmakta hem de kendi yapay zeka işlemcisine g&ouml;ndermektedir. Bu sayede kolon poliplerinin saptanma oranını m&uuml;kemmel seviyelere &ccedil;ıkarmaktadır.&nbsp;</p> <p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p> <p><strong>Uygulama ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kolonoskopik incelemeler &ccedil;oğunlukla 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ancak polip saptanması durumunda, polipin &ccedil;ıkartılması nedeniyle ya da daha &ouml;nce karın ameliyatı ge&ccedil;irmiş hastalarda işlem s&uuml;resi artabilir.&nbsp;</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>Kolonoskopi işlemi g&uuml;n&uuml;birlik bir uygulamadır. İşlemden sonra hasta sedasyonun etkisinin ge&ccedil;mesi beklendikten sonra taburcu edilebilir. M&uuml;mk&uuml;nse işlem g&uuml;n&uuml; yanında bir refakat&ccedil;i ile gelmesi &ouml;nemlidir. O g&uuml;n araba kullanması ve ağrı bir iş yapması &ouml;nerilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalar işlem sonrasında ilk &ouml;ğ&uuml;nlerinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenebilir. Bu d&ouml;nemde ağır, yağlı ve baharatlı yiyecekler tercih edilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Bağırsak polipleri i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Yaş, aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, sigara ve alkol kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite,&nbsp; &uuml;lseratif kolit ve Crohn gibi bir iltihabi bağırsak hastalıkları risk fakt&ouml;rleri arasındadır.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Bağırsak polipleri genellikle sessizce ilerleyip, hi&ccedil;bir bulguya neden olmayacağı gibi karın ağrısı, ishal, kabızlık, karında şişlik, dışkıda kan g&ouml;r&uuml;lmesi, dışkı şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, kansızlık, demir eksikliği gibi belirtilerle de ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Anormal doku b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanan polipler, ilerleyen d&ouml;nemlerde kansere d&ouml;n&uuml;şebileceği i&ccedil;in, tespit edildiğinde mutlaka alınmalıdır. Polip varlığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren durumlarda da mutlaka işlem yapılmalı, polip saptama oranını artırmak i&ccedil;in de y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskopik cihazlar ve yapay zeka kullanılmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>CAD EYE teknolojisi mide kanseri i&ccedil;in de kullanılabilir mi?</strong></p> <p>Bu uygulamanın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nemlerde mide hastalıkları i&ccedil;in de kullanılması ve erken d&ouml;nem kanserleri tespit etmesi planlanmaktadır.</p>

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Kardiyak MR

<p>Kardiyak MR, girişimsel işleme gerek duyulmadan kalp hastalıklarının tipi ve &ouml;zellikleri konusunda detaylı bilgi vererek hastalığa hızlı teşhis konulmasını ve doğru tedavi planlaması yapılmasını sağlayan olduk&ccedil;a etkin bir tanı y&ouml;ntemidir. Y&uuml;ksek kalite g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sağlarken radyasyon maruziyetine yol a&ccedil;maması ile de tercih edilen g&uuml;venli y&ouml;ntemler arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Kardiyak MR </strong><strong>nedir? </strong></h2> <p>Kardiyak MR, radyo dalgaları, manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak kalbin detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinin alınmasını sağlayan ileri d&uuml;zey bir kardiyovask&uuml;ler g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodudur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>En sık kullanıldığı alanlardan biri kalp yetersizliğidir. Kalp yetersizliği derecesi, odacık ve kapaklarda yarattığı değişiklikler, kalp yetersizliğinin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ml&uuml; olup olmaması konusunda ileri d&uuml;zey bilgi sağlamaktadır. Bunun dışında yukarıda da belirtildiği gibi perikard (kalp zarı), doğumsal kalp hastalıkları, kapak hastalıkları, aort hastalıkları; koroner arter hastalığında kalp kasının etkilenme derecesi ve oksijenlenme bozukluğu olup olmadığı kardiyak MR&rsquo;ın rahatlıkla yol g&ouml;stereceği alanlardır.</p> <p>Kardiyak MR ayrıca &ccedil;arpıntı, bayılma, baş d&ouml;nmesi, ritim bozukluğu olan hastalarda, buna neden olabilecek bir odak veya anatomik, hemodinamik sebep olup olmadığının araştırılmasında da kullanılmaktadır. Doğuştan kalp hastalıklarının ve aort hastalıklarında ekokardiyografi ile g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi k&ouml;t&uuml; olan ve tanı konamayan hastalarda radyasyon vermeden, acısız ağrısız şekilde tanı konulmasını sağlar ve takip ve tedavisi s&uuml;recinde yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> nasıl yapılır?/ Nasıl uygulanır? Kişiyi nasıl bir s&uuml;re&ccedil; bekler?</strong></h2> <p>Hastalardan &ouml;ncelikle tıbbi hikayesi detaylı olarak alınıp; hastanın b&ouml;brek fonksiyonları, alerjik durumları, kalp pili, v&uuml;cudunda herhangi bir metal olup olmadığı ve gebelik durumu konusunda ayrıntılı bilgi alınmaktadır. &Ccedil;ekim ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi tetkikin doğru bir şekilde yorumu i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğundan, &ccedil;ekim; işlemin olduk&ccedil;a titiz &ccedil;alışılması gereken, ekstra &ouml;zen isteyen bir kısmıdır. Hastaya &ouml;ncelikle kontrast maddesinin ve diğer gerekebilecek ila&ccedil;ların verilebilmesi i&ccedil;in damar yolu a&ccedil;ılır. Damar yolu a&ccedil;ıldıktan sonra hasta konforlu ve geniş olan kardiyak MR makinesine alınır. Kardiyak MR, ortasında hasta yatağının girdiği bir t&uuml;nel olan mıknatıs &ouml;zelliğine sahip bir cihazdır. Hastanın g&ouml;ğs&uuml;ne kalp atım hızını kaydeden elektrotlar yapıştırılmaktadır. Dışarıdan hastaya ses komutları ile nefes alıp vermesi s&ouml;ylenir. Her bir nefes tutma s&uuml;resi genellikle 10 veya 20 saniye kadar s&uuml;rebilmektedir. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde hastanın nefes alıp verme komutlarına uyması ve hi&ccedil; hareket etmemesi, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Hasta ile &ouml;ncesinde denemeler yapıp, bu kısmı doğru yaptığından emin olunur. &Ccedil;ekim yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir ve herhangi bir ağrı, acı s&ouml;z konusu değildir. Sonrasında da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler detaylı olarak analiz edilerek hastalara raporları hızlıca teslim edilmektedir.</p> <h2><strong>Kardiyak MR hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalara uygulanmamalıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ekim, ciddi klostrofobisi yani kapalı alan korkusu olan ve cihaza girmeyi kabul etmeyen hastalara uygulanmamaktadır. Bunun yanında b&ouml;brek yetersizliği olan hastaların kan tahlillerinde &uuml;re, kreatinin değerleri belli bir d&uuml;zeyin &uuml;st&uuml;nde ise bu hastaların &ouml;ncesinde hekimleri tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel MR kuralları kardiyak MR&rsquo;da da ge&ccedil;erlidir. Eğer hastanın v&uuml;cudunun herhangi bir yerinde metal protezi ya da MR ile uyumsuz bir pili varsa yapılması &ouml;nerilmez. Eğer varsa kalp pillerinin ya da metal kapağın MR &ccedil;ekimlerine uyumlu olması gerekir. İşleme karar vermeden &ouml;nce hastaya protez kapağı, pili ya da v&uuml;cudunda başka herhangi bir b&ouml;lgede metal protez olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Ayrıca piercing gibi metallerin de &ccedil;ıkarılması gerekmektedir.</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da</strong><strong> hazırlık s&uuml;reci var mıdır?</strong></p> <p>&Ouml;zel bir hazırlık s&uuml;reci olmamakla birlikte sadece kardiyak MR işleminde g&ouml;ğse takılan ve kalp ritmini kaydeden elektrotlar nedeniyle hastanın varsa g&ouml;ğs&uuml;ndeki kılları gelmeden &ouml;nce tıraş etmesi, incelemenin başarısı a&ccedil;ısından &ouml;nem taşımaktadır. Bunun yanında işlem &ouml;ncesi ila&ccedil;lar kullanılırken alerjik bir durum olursa hastanın bulantı-kusması ve aspire etme riskini minimuma indirmek i&ccedil;in 4-5 saatlik a&ccedil;lık gerekmektedir. Ayrıca aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e kullanılan ila&ccedil;lar incelemenin yapılacağı g&uuml;ne kadar kullanılmaya devam edilebilir. Kalple ilgili daha &ouml;nceden yapılmış t&uuml;m inceleme sonu&ccedil;ları ve raporları da işleme gelmeden &ouml;nce getirmek hastanın daha b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l incelenmesi a&ccedil;ısından fayda sağlayacaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong>&rsquo;dan sonra dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>İşlemden sonra dikkat edilmesi gereken herhangi bir durum yoktur. Hasta işlemin ardından hemen g&uuml;nl&uuml;k hayata devam edilir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın</strong><strong> avantajları nelerdir?</strong></p> <ul> <li>Diğer kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metotları olan ekokardiyografi ve kalp tomografisinden farklı olarak, doku d&uuml;zeyinde detaylı bilgi vermesi bu y&ouml;ntemi ayrıcalıklı kılan en &ouml;nemli &ouml;zelliğidir. Kalp kasının dokusu konusunda bu şekilde değerlendirme yapabilen başka bir tanı y&ouml;ntemi mevcut değildir. &Ouml;rneğin, kalp yetersizliği olan bir hastaya ekokardiyografi yapıldığında sadece kalp yetersizliğinin varlığı ve derecesi tespit edilmektedir. Ancak kardiyak MR &ccedil;ekildiğinde kalp yetersizliğinin sebebinin ne olduğu konusunda da olduk&ccedil;a &ouml;nemli bilgiler elde edilmektedir. Kalp yetersizliğine; koroner arter hastalığının mı, doğuştan gelen genetik bir kalp yetersizliği &ccedil;eşidinin mi, yoksa kalpte enfeksiyona bağlı iltihabi bir s&uuml;recin mi sebep olduğu sorusunu en iyi cevaplayabilecek kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodu kardiyak MR&rsquo;dır. Bu sayede hastaların tanı ve tedavi s&uuml;reci hızlanarak, hastalığın seyrine b&uuml;y&uuml;k bir katkı sağlanmaktadır.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>B&uuml;t&uuml;n bunları sağlarken,&nbsp; hastaların radyasyon maruziyetine sebep olmaması ise bu tekniğin olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir &ouml;zelliğidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hastaların tanı ve tedavisinin yanında, tedavi s&uuml;recine başlandıktan sonra hastaların takibi de &ouml;nemlidir. &Ouml;rneğin bir hastanın bypass ameliyatı &ouml;ncesi kardiyak MR ile değerlendirmesi yapıldığında ameliyat sonrası iyileşebilecek doku miktarı &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Takipte detaylı &ouml;l&ccedil;&uuml;mler yapabilmek ve doku bazında değerlendirme yapabilmek i&ccedil;in kardiyak MR kullanılabilir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kemoterapi hastalarında bazı ila&ccedil;lar kalbin dokusunda toksik etki yapabilmektedir. &Ouml;zellikle ekokardiyografik g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi iyi olmayan hasta gruplarında, kalp fonksiyonları detaylı olarak MR ile takip edilebilmektedir. Ayrıca radyasyon da olmadığı i&ccedil;in kanser hastaları i&ccedil;in de ayrıca b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem teşkil etmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kalp kası iltihabı(miyokardit) tedavisi sonrası veya kalp krizi sonrası kalıcı bir hasar kalıp kalmadığı da kardiyak MR ile araştırılabilmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Bazı romatolojik hastalıklara bağlı olarak kalp kası da etkilenebilmektedir. Kalpte tutulum varsa, kalp yetersizliğinin bu hastalıklara bağlı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yorsa tedavi tamamen değişebilmektedir. Bu nedenle, romatolojik hastalıklarda kalpte tutulum olup olmadığı konusunda da kardiyak MR olduk&ccedil;a yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kardiyak MR&rsquo;ın g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi ekokardiyografiye g&ouml;re &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Kalbin vol&uuml;m&uuml;, kasılma g&uuml;c&uuml; ve t&uuml;m anatomisi ile ilgili detaylı analiz yapılabilir. &Ouml;zellikle sağ karıncığın farklı, zor, huni şeklinde bir anatomisi vardır ve sağ karıncığın detaylı değerlendirmesi ekokardiyografiyle zor olurken, kardiyak MR ile detaylı olarak hem hacim hem fonksiyon değerlendirmesi kolayca yapılabilmektedir. Kardiyak MR aritmojenik sağ ventrik&uuml;l displazisi (ARVD) denilen ve hayatı tehdit yaratabilen ritim bozuklukları ile gidebilen kalp hastalığında kılavuzlarda ge&ccedil;en tanı kriterlerinden biridir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kasının kalınlaşması ile giden ve genetik k&ouml;kenli bazı hastalıklarda, kalp kasındaki bağ doku değişimi olası ritim bozukluğu ile ilgili ileri d&uuml;zey bilgi verdiğinden, bu hastalarda yapılması mutlaka gerekmektedir. Ayrıca bu hastalık, &lsquo;otozomal dominant&rsquo; dediğimiz genetik ge&ccedil;iş şekline sahip olduğundan, aile bireylerinin ekokardiyografi ile değerlendirmesi yapıldığında arada kalınan durumlar ya da erken evre hastalık ş&uuml;phesi var ise, detaylı değerlendirme ve yine doku bazında değerlendirme i&ccedil;in aile bireylerine kardiyak MR ile kontrol yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</li> <li>Kalp i&ccedil;i kitle değerlendirmesinde, kitlenin ne &ccedil;eşit bir kitle olduğu, yayılımı hakkında detaylı bilgi sağlamaktadır.</li> <li>Konjenital(doğumsal) kalp hastalıklarında hem anatomi, hem hacim, hem de hemodinamik a&ccedil;ıdan ileri d&uuml;zey bilgi sağladığından, olduk&ccedil;a sık kullanılmaktadır. Hastaların ameliyat şekline karar verme ve sonrasındaki rutin takiplerinde yine radyasyonsuz olması, hemodinamik değerlendirme olanağı olması ve detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler alınabilmesi a&ccedil;ısından tercih edilen bir tanı y&ouml;ntemidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın s</strong><strong>&uuml;resi ne kadar?</strong></p> <p>Yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın b</strong><strong>&ouml;breklere zararı var mı?</strong></p> <p>Eğer hastanın b&ouml;brek fonksiyonları bozuksa &ouml;ncesinde hidrasyon(damardan serum verilmesi işlemi) yapılır ya da buna y&ouml;nelik bazı &ouml;nlemler alınır. Eğer &ccedil;ok ciddi bir b&ouml;brek sorunu varsa s&uuml;re&ccedil; nefrolojiyle birlikte y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmektedir. B&ouml;brek sorunları olanların kardiyak MR &ouml;ncesi mutlaka hekime bunu bildirmesi gerekir. Kardiyak MR &ouml;ncesi rutin olarak kreatinin değerine zaten bakılır. Eğer hastanın yakın zamanda kreatinin değeri varsa yeniden istenmez. Ancak yakın zamanda yoksa yeniden kanda kreatinine bakılmaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Herhangi bir yan etkisi var mı?</strong></p> <p>Yukarıda da bahsedildiği gibi, işlem sırasında verilecek kontrast maddeye alerji ihtimali ve bazı b&ouml;brek hastalarında dikkat edilmezse ve &ouml;nlem alınmazsa b&ouml;brek hastalığın ilerlemesi dışında, kardiyak MR&rsquo;ın hi&ccedil;bir yan etkisi bulunmamaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Rutin olarak check up programında &ccedil;ektirilir mi?</strong></p> <p>Eğer hastada herhangi bir endikasyon yoksa rutin olarak &ccedil;ektirmeye gerek yoktur. Ancak hastanın kalp yetersizliği, kapak hastalığı, doğumsal kalp hastalığı, aort genişlemesi gibi takip gerektiren bir hastalığı varsa, bu hastaların kardiyak MR ile takibi ve değerlendirilmesi &ouml;nerilebilir. &Ouml;zellikle aort genişlemesi olan ve bazı yıllık/2 yılda bir yakın takip gereken hastalarda, takibin bilgisayarlı tomografi yerine kardiyak MR ile yapılması radyasyon maruziyetini ortadan kaldıracaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da k</strong><strong>ontrast madde veriliyor mu?</strong></p> <p>Kardiyak MR&rsquo;da kontrast madde<strong> </strong>verilmektedir. Kardiyak MR&rsquo;da ge&ccedil; ya da erken gadolinyum tutulumu adı verilen durumlar vardır. Erken tutulumda kalbin i&ccedil;inde herhangi bir pıhtı ya da mikrovask&uuml;ler obstr&uuml;ksiyon adı verilen sorun olup olmadığına bakılır. Ge&ccedil; gadolinyum fazında ise kalbin miyokard adı verilen kas dokusu i&ccedil;erisinde bir bağ dokusu değişikliği olup olmadığını g&ouml;rmek i&ccedil;in kontrast verilmesi şarttır. Kontrast madde verilmezse kalp kasındaki bağ doku değişimi, &ouml;l&uuml; kalp h&uuml;crelerinin lokalizasyonunu ya da miktarının g&ouml;r&uuml;lmesi m&uuml;mk&uuml;n olmamaktadır.</p>

PET/CT

<p>Kanserli dokuların belirlenmesi, tedavi planlaması ve s&uuml;recin değerlendirilmesi i&ccedil;in kanserle savaşta başarıyı artıran bir y&ouml;ntem olan PET/ CT, pek &ccedil;ok hastanın sağlıklı bir yaşama kavuşması en &ouml;nemli teknolojilerden biri olarak kabul ediliyor.&nbsp;</p> <h2><strong>PET/CT nedir?</strong></h2> <p>Pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) &nbsp;teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (CT) ile birleştirilerek, bir&ccedil;ok hastalığın teşhisine olanak sağlayan &ouml;nemli teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. PET/CT &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde kullanılmaktadır. Bunun yanında nedeni bilinmeyen ateş gibi &ldquo;tanı konulamayan hastalıkların&rdquo; teşhisi, enfeksiyon odaklarının bulunması, kalp hastalarında canlı dokunun tespiti ile Alzheimer ve demansın ayrımında da etkinliğinden yararlanılmaktadır. &Ouml;zellikle kanserin ilk teşhisi, evrelenmesi, yaygınlığının belirlenmesi ve doğru bir tedavi planı &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in t&uuml;m aşamalar PET/CT cihazı ile ger&ccedil;ekleştirilmektedir. PET/CT ile kanser tedavisinin yol haritası &ccedil;ıkarılarak hastalıkla m&uuml;cadeleye &ouml;nemli katkı sağlamaktadır.</p> <p>Memorial Şişli Hastanesi, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi, Memorial Ankara Hastanesi, Memorial Diyarbakır Hastanesi ve Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi&#39;nde bulunmaktadır.</p> <h2><strong>PET/CT uygulama alanları nelerdir?</strong></h2> <p>Kanser tedavisine y&ouml;n veren PET/CT, tanı ve tedavinin şu aşamalarında kullanılmaktadır;</p> <ul> <li>Kanser ş&uuml;phesi olan dokunun metabolizmasını belirler.&nbsp;</li> <li>&Ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile tespit edilmiş kitlelerin kanser metabolizması g&ouml;sterip g&ouml;stermediğini ortaya &ccedil;ıkarır. Kitlede PET/CT pozitif ise bu kitle fazla miktarda glikoz t&uuml;ketiyordur ve kanser olma ihtimali fazladır.</li> <li>Kanser kuşkusu olan dokunun doğru ve hastaya en az rahatsızlık verecek b&ouml;lgeden biyopsi alınmasında konusunda y&ouml;nlendiricidir. Kanserli doku kontrols&uuml;z &ccedil;oğalma nedeniyle kendi yapısında da hasar oluşturabilir. Hasarlı alandan alınacak doku par&ccedil;alarından teşhis i&ccedil;in yeterli h&uuml;cre elde edilemeyebilir, PET/CT canlı h&uuml;crelerin yoğunlaştığı alanları g&ouml;sterir ve biyopsiye rehber olur</li> <li>Tanıya en hızlı yoldan ulaşmada yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT fark yaratan &ouml;zellikleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li><strong>Kanser yaygınlığının değerlendirilmesi: </strong>PET/CT teknolojisi, kanser tanısı konulduktan sonra ilk aşamada hastalık yaygınlığını değerlendirme (evrelendirme) amacıyla bir&ccedil;ok kanser t&uuml;r&uuml;nde başarı ile kullanılmaktadır. V&uuml;cuda yayılmış (metastaz) hastalığı olanlarda b&ouml;lgesel tedavilerin yapılması konusunda y&ouml;nlendirici olmaktadır.</li> <li><strong>Tedavi yaklaşımının belirlenmesi: </strong>Bu tetkik sonrasında ortalama olarak &uuml;&ccedil; hastadan birinde tedavi yaklaşımı değişmektedir. Bazen ağır bir cerrahi uygulama yerine ila&ccedil; tedavisi yapılabilmekte ve operasyona gerek kalmayabilmektedir. Bazı durumlarda ise PET/CT uzak yayılımları olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len hastada yayılım olmadığını g&ouml;stererek ila&ccedil; tedavi kararı yerine ameliyatla kanserli dokunun &ccedil;ıkarılması kararına olanak sağlamaktadır.</li> <li><strong>Kanser ilacının yararının erken saptanması:</strong> Kanser ila&ccedil;ları yan etkileri &ouml;nemsenmesi gereken ila&ccedil;lardır. Uygun ilacın kullanılması hem yan etkileri &ouml;nlemekte hem de kanserli dokuya doğru ila&ccedil; ve erken m&uuml;dahaleyle hastalığın engellenmesi sağlayabilmektedir. Tedavinin 1 veya 2. k&uuml;r&uuml; sonrasında PET/CT ile yapılacak değerlendirme ilacın ne kadar yararlı olabileceği konusunda erken d&ouml;nemde bilgi vermektedir. B&ouml;ylece ila&ccedil; erkenden değiştirilerek yeni bir ila&ccedil; tedavisine başlanabilmektedir.</li> <li><strong>Tedavi yanıtının belirlenmesi:</strong> PET/CT ile kanser ilacına yanıt hem yapısal değişimler hem de h&uuml;cresel aktivite şiddeti sayısal olarak &ouml;l&ccedil;&uuml;lerek değerlendirilebilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra canlı kanser h&uuml;cresinin varlığının araştırılması ile tedavi etkinliği belirlenebilmektedir. PET/CT tedaviye yanıtı en erken g&ouml;steren g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemidir.</li> <li><strong>Işın tedavi planının yapılması:</strong> Radyoterapi ya da ışın tedavisinde radyasyon verilecek canlı t&uuml;m&ouml;r h&uuml;cresi alanları PET/CT ile haritalanarak, doğru ve etkili tedavi şansı artmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı dokulara ışın verilmesi engellenmektedir.</li> <li><strong>Tekrarlayan hastalığın erken saptanması:</strong> Tedavi k&uuml;rleri tamamlandıktan sonra hastalar ultrason ve tomografi gibi y&ouml;ntemler ve kan tahlilleri ile takip edilir. Bu y&ouml;ntemlerde kuşkulu durum oluştuğu takdirde canlı kanser h&uuml;crelerinin yeniden ortaya &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmadığı ve yaygınlığı PET/CT y&ouml;ntemi ile saptanır.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT işlemi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>PET/CT işlemi i&ccedil;in hastadan en az 6 saat a&ccedil;lık gerekmektedir. İlk olarak hastanın kan şekeri &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Kan şekeri istenilen sınırlarda ise damardan radyoaktif madde enjekte edilir. Radyoaktif maddeler &ccedil;eşitli olmakla birlikte en fazla kullanılanı F-18 Florodeoksiglikoz dur. Bu madde Flor-18 isimi radyoaktif maddeye bağlanmış bir şeker molek&uuml;l&uuml;d&uuml;r. Enjeksiyonu takiben hasta bir saat kadar ilacın kanserli dokuda yeterli miktarda tutulması i&ccedil;in bekletilir. Ardından PET/CT cihazında &ccedil;ekime alınır. PET/CT&rsquo;de kullanılan diğer maddeler, kemikleri g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemek i&ccedil;in F-18 NaF, prostat kanserlerinin yayılımının araştırılmasında Ga-68 PSMA, n&ouml;roendokrin t&uuml;m&ouml;rlerin araştırılmasında kullanılan Ga-68 DOTA-TATE&rsquo;tir. Bunların dışında rutinde pek kullanılmayan bir&ccedil;ok radyofarmasotik de bulunmaktadır.</p> <p>PET/CT kanserli dokunun saptanmasından tedavi planının yapılmasına, tedavi başarısının değerlendirilmesinden ışın tedavisinin planlanmasına kadar bir&ccedil;ok aşamada kanserle m&uuml;cadelede başarıyı artırabilmektedir.</p> <h2><strong>Sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>PET/CT ne demek?</strong></li> </ul> <p>Kanserli h&uuml;crelerin normal h&uuml;crelerden en &ouml;nemli farkı, hızlı ve kontrols&uuml;z &ccedil;oğalmalarıdır. Y&uuml;ksek faaliyet g&ouml;steren h&uuml;crelerin enerji ihtiya&ccedil;ları da normalden fazladır. Kanserli h&uuml;crelerin bu s&uuml;re&ccedil;te kullandığı şeker, protein ve bazı &ouml;zel yapı taşları gibi maddeler radyoaktif olarak işaretlenip g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendiğinde, kanserli dokuların yeri saptanabilmektedir. PET/CT cihazı bu mantık temelinde &ccedil;alışır.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne i&ccedil;in &ccedil;ekilir?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde en ileri teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne kadar s&uuml;rer?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ekilecek b&ouml;lgeye g&ouml;re değişmekle birlikte ortalama 20-25 dakika s&uuml;rmektedir.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

3 Boyutlu Ekokardiyografi

<p>Bilgisayar ve transd&uuml;ser sistemlerindeki teknolojik ilerlemeler sayesinde; son 20 yılda 2 boyutlu ekokardiyografiye ek olarak 3 boyutlu ekokardiyografi teknolojisi gelişmiştir. Yapısal kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde 3 boyutlu ekokardiyografi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. 3 boyutlu ekokardiyografi, radyasyonsuz ve ger&ccedil;ek zamanlı elde edilen 3 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler sayesinde, kalbe ait odacıklarla ve damarlarla ilgili &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerinin detaylı olarak analiz edilebildiği ve kalbin anatomik detaylarının g&ouml;r&uuml;lmesini sağlayan ileri teknoloji bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi nedir?</strong></h2> <p>3 boyutlu ekokardiyografi hem &ldquo;transtorasik ekokardiyografi&rdquo; (standart 2 boyutlu ekokardiyografi) ile hem de &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal ekokardiyografi&rdquo; ile yapılabilir. Yani standart EKO &ccedil;ekimine ya da kısaca TEE olarak bilinen &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; &ccedil;ekimine 3 boyutlu olma &ouml;zelliği sağlayabilmektedir. Bu noktada en &ouml;nemli unsur 2 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin de y&uuml;ksek kalitede olmasıdır. 3 boyutlu ekokardiyografinin esas &ouml;zelliği kalbin kapak&ccedil;ıklarını değerlendirmede &ouml;zellikle de mitral kapakta &ouml;nemli bir tanı y&ouml;ntemi olmasıdır. Standart 2 boyutlu EKO kardiyografide kalp kesitsel olarak g&ouml;r&uuml;lmektedir; ancak 3 boyutlu ekokardiyografide tıpkı ameliyat sırasında g&ouml;ğ&uuml;s duvarı a&ccedil;ıldığındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml; gibi 3 boyutlu ger&ccedil;ek bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilmektedir.</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Mitral kapak hastalıkları, aort kapak hastalıkları, doğuştan kalp delikleri gibi durumlarda, iyi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi yakalanabilirse 3 boyutlu ekokardiyografi, tıpkı tomografik y&ouml;ntem gibi kullanılabilir.&nbsp; &Ouml;zellikle MitraClip y&ouml;ntemi mutlaka 3 boyutlu ekokardiyografi eşliğinde yapılmalıdır. Bunun yanında protez kapak komplikasyonlarından olan, kapağın kenarından dikiş atması sonucu gelişen ka&ccedil;akların; ameliyatsız, kasıktan girerek cihazla kapatılması i&ccedil;in de 3 boyutlu ekokardiyografi gereklidir. İşlemden &ouml;nce defektin boyutlarının &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi, işlem stratejisinin belirlenmesi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a faydalı olan bu y&ouml;ntem, işlem sırasında da vazge&ccedil;ilmezdir.</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi nasıl uygulanır? </strong></h2> <p>3 boyutlu EKO kardiyografi hem &ldquo;transtorasik ekokardiyografi&rdquo; ile yapılabilir hem de &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal ekokardiyografi&rdquo; işlemi sırasında yapılabilir. En iyi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi trans&ouml;zofajiyal, yani endoskopik ekokardiyografi ile elde edilir. Bazı transtorasik ekokardiyografi cihazlarının 3 boyutlu olma &ouml;zelliği bulunmaktadır. Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi&rsquo;nde kullanılan transtorasik ekokardiyografi cihazı bu &ouml;zelliktedir. Merkezimizin en &ouml;nemli &ouml;zelliklerinden bir tanesi transtorasik ekokardiyografinin rutin olarak 3 boyutlu &ccedil;ekilebiliyor olmasıdır. Normalde 2 boyutlu ekokardiyografi ile alınan ejeksiyon fraksiyonu adı verilen kalbin kasılma değerleri merkezimizde 3 boyutlu olarak ve &ccedil;ok daha y&uuml;ksek doğruluk oranı ile değerlendirilmektedir. Bunun yanında &uuml;lkemizde &ouml;zellikle mitral darlık gibi romatizmal kapak hastalıkları &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lmektedir. Mitral darlığı olan hastalarda kapak alanı &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu alan 3 boyutlu ekokardiyografi ile en doğru sonucu verir. En doğru sonu&ccedil; da doğru tedavi se&ccedil;imini sağlar. Ayrıca transtorasik ekokardiyografi sırasında 3 boyutlu ekokardiyografinin kullanılarak, t&uuml;m kalp odacıklarının vol&uuml;mlerinin ve fonksiyonlarının detaylı olarak verilebildiğini bilmekteyiz. &Ouml;zellikle fonksiyon a&ccedil;ısından bakıldığında, kalp &uuml;zerine toksik bazı kemoterapi ila&ccedil;ları almak zorunda olan kanser hastalarının 3 boyutlu ekokardiyografiden olduk&ccedil;a faydalandığını g&ouml;rmekteyiz.</p> <h2><strong>3 boyutlu ekokardiyografi avantajları nelerdir?</strong>&nbsp;</h2> <ol> <li>3 boyutlu ekokardiyografi ile<strong> </strong>mitral kapağın &ouml;n ve arka yaprak&ccedil;ığı ve her 2 yaprak&ccedil;ığa ait 3&rsquo;er adet skallop tıpkı ameliyatta g&ouml;r&uuml;len şekilde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu sayede hasta ameliyata girmeden &ouml;nce yaprak&ccedil;ıkların hangisinde problem olduğu net olarak saptanabilmektedir. Cerraha da ameliyat &ouml;ncesi bu konuda detaylı bilgi verilerek, cerrahın ameliyattan &ouml;nce nasıl bir y&ouml;ntem kullanacağına karar vermesi sağlanır.</li> <li>Mitral kapağın son yıllarda gelişen ameliyatsız, kasıktan girerek yapılan mitraClip işlemine; uygun olup olmadığı da detaylı olarak 3 boyutlu ekokardiyografi ile değerlendirilir.</li> <li>3 boyutlu ekokardiyografi trik&uuml;spit, pulmoner kapaklar i&ccedil;in de kullanılabilir.</li> <li>Kalp deliklerinin 2 boyutlu ekokardiyografi ile &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nde deliklerin şekli, tam olarak g&ouml;r&uuml;lemediği i&ccedil;in ameliyat &ouml;ncesi kasıktan girerek takılması planlanan kapama cihazları deliğe uymayabilir. 3 boyutlu ekokardiyografide delikler net olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;p, &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri d&uuml;zg&uuml;n bir şekilde yapılır. Uzun ve kısa &ccedil;apları net olarak değerlendirilir. Bu gibi doğumsal kalp deliklerinde bu sayede doğru cihaz se&ccedil;ilebilir.</li> <li>Kasıktan girilerek aort kapağı değiştirilen TAVI işleminde de bazı hastaların b&ouml;brek fonksiyonları bozuk olduğunda tomografi &ccedil;ekilemez. Bu gibi bir durumda 3 boyutlu ekokardiyografi ile değerlendirme yapılabilir. Bu &ouml;l&ccedil;&uuml;m ayrı bir deneyim ve eğitim gerektiren bir işlemdir. Rutin olarak b&uuml;t&uuml;n kardiyologların yaptığı bir işlem değildir. Ancak bunun klinik olarak &ccedil;ok faydası vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sayede b&ouml;brek yetmezliği olan bir hasta, tomografi gibi kontrast madde kullanımı gereken bir y&ouml;ntemden kurtarılmış olur. Eğer doğru bir &ouml;l&ccedil;&uuml;m yapılabilirse hastanın kapağı doğru se&ccedil;ilebilir ve işlem sırasında minimum komplikasyon gelişir.</li> </ol> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi ile ilgili sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>3 boyutlu ekokardiyografide s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></p> <p>Transtorasik ekokardiyografinin normal &ccedil;ekimi ile 3 boyutlu &ccedil;ekimi aynıdır. Hasta s&uuml;re&ccedil;le ilgili herhangi bir farlılık hissetmez. &ldquo;Endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal EKO kardiyografi&rdquo;de ise daha detaylı bakıldığı i&ccedil;in 3 boyutlu &ccedil;ekiminde s&uuml;re biraz daha uzamaktadır. Endoskopik 3 boyutlu EKO 35-40 dk. arasında s&uuml;rmektedir. Endoskopik 3 boyutlu ekonun anestezili ya da anestezisiz &ccedil;ekilmesine hastanın durumuna ve isteğine g&ouml;re karar verilmektedir. İşlem standart bir endoskopi işlemi ile aynı riskleri barındırmaktadır ve genellikle herhangi bir sorun ile karşılaşılmamaktadır. Hastada işlem i&ccedil;in 6 saatlik a&ccedil;lık ve susuzluk istenir. Kan sulandırıcı ilcaların kardiyoloğa danışılarak ayarlanması &ouml;nemlidir. Hastanın yeni ge&ccedil;irdiği mide kanaması, yemek borusunda darlıklar, alerjik durumu, bulaşıcı hastalıkları, yutkunma ile ilgili bir sıkıntısı varsa işlem &ouml;ncesinde t&uuml;m bunlar kardiyoloji uzmanı paylaşılmalıdır.</p> <p><strong>3 boyutlu ekokardiyografinin hastaya katkısı nedir?</strong></p> <p>Kapak yapısının, kalbin odacıklarının hacminin ve fonksiyonunun değerlendirilmesinde &ccedil;ok daha doğru bilgi sağlamaktadır. Bunun yanında kapak değerlendirmesinde, kalp deliklerinde &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerin doğru alınmasını sağlamaktadır.</p>

Fetal Ekokardiyografi

<p>Yenidoğanlarda en sık g&ouml;r&uuml;len doğumsal anomali nedeni Doğumsal kalp hastalıklarıdır. Bebeğin kalbinin daha anne karnındayken incelenmesine olanak veren fetal ekokardiyografi y&ouml;ntemi ile bir&ccedil;ok doğumsal kalp hastalığı erkenden teşhis edilebiliyor. Tespit edilen kalp rahatsızlığına doğumda m&uuml;dahale edilebilmesi i&ccedil;in ebeveynler uygun merkezlere y&ouml;nlendirilerek erken ve doğru girişimin planlanmasının yapılması sağlanabiliyor.</p> <h2><strong>Fetal ekokardiyografi nedir? </strong></h2> <p>Fetal&nbsp; ekokardiyografi,&nbsp; ultrasonografik y&ouml;ntemle anne&nbsp; karnındaki bebeğin kalbinin değerlendirilmesinde kullanılan bir tanı y&ouml;ntemidir.&nbsp; Bu y&ouml;ntemde ultrasonik ses dalgaları aracılığı ile kalbin yapısal durumu, fonksiyonları hakkında bilgi elde edilir.</p> <h2><strong>Fetal ekokardiyografi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Bebeğin anne karnında gelişimi s&uuml;recinde oluşan;&nbsp; doğumsal kalp hastalıklarında, &ccedil;eşitli ritm bozukluklarında, anemi gibi kalp dışı etkenlere bağlı olarak kalbin ikincil etkilendiği bazı durumlarda kullanılır.</p> <h2><strong>Fetal ekokardiyografi nasıl yapılır / uygulanır?</strong></h2> <p>Fetal ekokardiyografi,&nbsp; hasta yatağına sırt&uuml;st&uuml; yatan annenin karın y&uuml;zeyine jel s&uuml;r&uuml;l&uuml;p uygun proplar aracılığı ile bebeğin kalbinin g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesi ile yapılır.</p> <h2><strong>Fetal ekokardiyografi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>-Anne karnındaki bebeklerde ortaya &ccedil;ıkabilecek kalp hastalıkları nelerdir?</strong></p> <p>Doğumsal kalp hastalıkları(DKH) bebeğin anne karnında gelişimi s&uuml;recinde oluşan hastalıklardır. Anne karnındaki bebeklerde karıncıklar arası delik (VSD), kalp kapak darlıkları, kulak&ccedil;ıklar arasında geniş delik (ASD), kalpten &ccedil;ıkan ana damarların yer değiştirmesi (TGA), Patent duktus arteriyozus (PDA) gibi doğumsal kalp hastalıkları, &ccedil;eşitli ritim bozuklukları ve anemi gibi kalp dışı etkenlere bağlı olarak gelişen kalbin ikincil etkilendiği hastalıklar gelişebilir.</p> <p><strong>-Anne karnındaki bebeklerde doğumsal kalp hastalıklarının g&ouml;r&uuml;lme oranı nedir?</strong></p> <p>Doğumsal kalp hastalıkları doğumda mevcut olan anomalilerin en sık g&ouml;r&uuml;lenlerinden birisini oluşturur. Bu oran y&uuml;zde 1-2 aralığında olmakla birlikte fetusda bu hastalıkların anne karnında g&ouml;r&uuml;lme oranı daha y&uuml;ksek seviyelere &ccedil;ıkabilmektedir</p> <p><strong>-Doğumsal kalp hastalıkları hamileliğin hangi d&ouml;nemlerinde ortaya &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Bebeğin kalbinin gelişimi gebeliğin 3. ile 8. haftası arası d&ouml;nemde olur.&nbsp; Bu d&ouml;nemdeki gelişim kusurları doğuştan kalp hastalıklarına yol a&ccedil;abilir. Ayrıca ritim bozuklukları gibi durumlarda 2. ve 3. trimestrlerde bulgular gelişebilir.</p> <p><strong>-Hamilelikte bebekte kalp hastalıklarına neden olabilecek riskler nelerdir?</strong></p> <p>Anne adaylarında g&ouml;r&uuml;len bazı sorun ve hastalıklar bebeklerinin kalbinde anomali oluşmasına neden olabilmektedir. Kalpte anomali oluşma riskini artıran etmenler şu şekildedir:</p> <p>- Annenin bebekte gelişim bozukluğuna yol a&ccedil;an bazı ajanlara (teratojenlere), ila&ccedil;lara ya da enfeksiyonlara maruz kalması,</p> <p>- Bazı ila&ccedil; ve maddelerin kullanımı</p> <p>- Annenin aşırı alkol t&uuml;ketimi</p> <p>- Annenin gebeliğin ilk &uuml;&ccedil; aylık d&ouml;neminde kızamık&ccedil;ık, sitomegalo vir&uuml;s enfeksiyonu ge&ccedil;irmesi ve y&uuml;ksek doz iyonize radyasyona maruz kalması</p> <p>- Annede diyabet hastalığının bulunması. Diyabet hastalığının erken d&ouml;nemde kontrol&uuml;n&uuml;n yapılmadığı durumlarda doğumsal kalp hastalığı riski y&uuml;zde 0.6-0.8&rsquo;dan y&uuml;zde 4-6&rsquo;ya y&uuml;kselmektedir. Bu risk oranı fenilketon&uuml;rili hastalığı olan annelerin bebekleri i&ccedil;in y&uuml;zde 14 olmaktadır.</p> <p>- Annede bağ dokusu hastalıkları</p> <p>-Ailede &ouml;zellikle annede doğumsal kalp hastalığı &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n bulunması</p> <p><strong>-Fetal ekokardiyografi işlemi ne zaman yaptırılmalıdır?</strong></p> <p>Gebeliğin 18-22 haftaları Fetal eko uygulaması i&ccedil;in en uygun zaman aralığıdır. Bağdokusu hastalıkları ve ritim bozuklukları s&ouml;z konusu olduğunda bu işlemin hamileliğin 2. ve 3. trimester d&ouml;nemlerinde de yapılması &ouml;nem taşır.</p> <p><strong>-Fetal ekokardiyografi anne ve bebek a&ccedil;ısından g&uuml;venilir bir y&ouml;ntem midir?</strong></p> <p>Anne ve fet&uuml;s i&ccedil;in g&uuml;venilir bir y&ouml;ntem olan bu işlemin hi&ccedil;bir zararı yoktur.</p> <p>-<strong>Fetal ekokardiyografi işlemini kimler yaptırmalıdır?</strong></p> <p>Fetal ekokardiyografi işlemi doğuştan kalp hastalıklarının tespit edilebilmesi i&ccedil;in y&uuml;ksek riskli gruplara mutlaka uygulanmalıdır. Riskli gruplar i&ccedil;erisinde pozitif aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanlar, bazı hastalıkları bulunan anne adayları, hamilelikte teratojenlere (ajanlara) maruz kalınması, kızamık&ccedil;ık gibi intrauterin enfeksiyon ge&ccedil;irilmesi, raporlanmış fetal anomali olması, amnion sıvı anomalileri, kromozom anomalisinin bulunması, ikiz gebelikler, monozigotik ikizler ve birleşik ikizler bulunur. Bununla birlikte fetal eko,&nbsp; yaşı ileri olan anne adaylarının yanı sıra tahlil sonu&ccedil;ları anormal olan annelere de uygulanabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>-Fetal ekokardiyografiyi her anne adayı yaptırmalı mıdır?</strong></p> <p>DKH, doğum &ouml;ncesi yapılan ultrason &ccedil;alışmalarında en sık g&ouml;zden ka&ccedil;ırılan anomalilerdendir.&nbsp; Bu hastalıkların prenatal tanısı &ouml;zellikle bazı doğumsal kalp hastalıklarında hastanın doğumdan sonraki seyrini &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkilemektedir. D&uuml;nyada uygulama sıklığı artan ultrasonografi taramalarının yanı sıra fetal kalp değerlendirilmesi de giderek artan bir şekilde talep edilmektedir.</p> <p><strong>-Risk taşımayan annelerin bebeklerinde Doğumsal Kalp Hastalıkları g&ouml;r&uuml;lme oranı nedir?</strong></p> <p>Fetal ekokardiyografi &ouml;ncelikli olarak risk grubunda olan anne adaylarına yapılmaktadır. Ancak yapılan rutin fetal ekokardiyografi taramalarında bulunan anomalilerin y&uuml;zde 90&rsquo;ının hi&ccedil;bir risk taşımayan anne adaylarının bebeklerinde tespit edildiği g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Yani annenin hi&ccedil;bir risk taşımaması bebeğinde DKH olmayacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple b&uuml;t&uuml;n anne adaylarının fetal ekokardiyografi taramasını yaptırması &ouml;nem taşımaktadır.</p> <p><strong>-Fetal ekokardiyografi işlemi hastalığın tedavisini nasıl etkiler?</strong></p> <p>Bir&ccedil;ok kalp hastalığının tedavisi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır. Tedavi se&ccedil;enekleri anomalinin tipine, gestasyonel yaşa, eşlik eden major anomalilere ve etik duruma g&ouml;re değişkenlik g&ouml;stermektedir.&nbsp; Fetal eko ile doğuştan kalp hastalıkları tespit edilen durumlarda patolojinin durumuna g&ouml;re değerlendirme yapılmaktadır.&nbsp; Anne ve bebeğin takip edilmesinin gerektiği bu gibi olgularda, doğumda gerekli m&uuml;dahalenin yapılması i&ccedil;in ebeveynler uygun merkezlere y&ouml;nlendirilir. B&ouml;ylece bebeğe erken ve doğru girişimin planlanmasının yapılması sağlanır.</p> <p>Fetal ekokardiografi taramalarında ağır kalp hastalığı olan bebeklerde 24. haftaya kadar olan d&ouml;nemde gebeliği sonlandırma se&ccedil;eneği hakkında ailelere bilgi verilir. Ayrıca fetusta ritim bozukluğu olduğunda anneye verilen ila&ccedil;larla bebeğin ritminin d&uuml;zenlenmesine yardımcı olunur.</p>

Füzyon Prostat Biyopsisi

<p>Erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len prostat kanserinde doğru tanı koymanın tek yolu hastaya biyopsi yapmaktır. Fakat diğer organlarda her zaman &ccedil;ekilen b&ouml;l&uuml;mlerde ş&uuml;phelenilen alanlar vardır ve o alanlardan bir par&ccedil;a alınabilmektedir. Prostatta ise diğer organlar gibi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; almak &ccedil;ok zordur. İkinci &ouml;nemli nokta ise pratik olarak prostat biyopsisinin ultrason altında yapabilmesidir. MR veya tomografi altında yapmak &ccedil;ok zor olabilmektedir, MR altında biyopsi yapıldığı zaman sadece belirli noktadan biyopsi alınabilmektedir.&nbsp; Klasik prostat biyopsisi artık yerini teknolojinin en &uuml;st seviye &ccedil;ıktığı f&uuml;zyon biyopsiye bırakmaya başlamıştır. Klasik biyopsi yapılan hastadaki agresif kanserler atlanabilirken f&uuml;zyon biyopsi ile hastadaki agresif kanserler belirlenerek doğru tedavi yapılabilmektedir. &Ouml;zellikle agresif prostat kanserini atlamadan belirleyen f&uuml;zyon prostat biyopsisi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Hastaneleri olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılmaktadır. Hastalara prostat biyopsisi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilmektedir. MR&rsquo;daki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar belirlenerek MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde işaretlenir. İkinci aşamada hasta uyutularak hastanın makatına ultrason probu yerleştirilir. Eski tipten farklı olarak yeni tip bu cihazlar ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ile MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini &uuml;st &uuml;ste getirmektedir. Normalde ultrason ile se&ccedil;ilemeyen prostat kanseri alanları bu sayede g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelmektedir. Prostat biyopsisi &ldquo;rastgele değil&rdquo; &ouml;zellikle prostat kanseri a&ccedil;ısından riskli alanlardan alınmaktadır. Bu y&ouml;ntemde başta agresif seyirli (hızlı ilerleyen) kanser olmak &uuml;zere t&uuml;m prostat kanserleri daha y&uuml;ksek oranda belirlenebilmektedir.</p> <h2><strong>Prostat biyopsisi nedir?</strong></h2> <p>Prostat biyopsisi, prostattan &ouml;zel bir iğne ile bir par&ccedil;a alma işlemidir. Her ne kadar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde teknoloji &ccedil;ok ileri noktalara gelse de; prostat kanseri tanısı halen prostat biyopsisi ile konulmaktadır. Biyopsi ile alınan prostat dokusu &ouml;zel boyalarla işlem g&ouml;rd&uuml;kten sonra mikroskop altında incelenir. Bunun sonucunda patoloji uzmanı, hastanın prostat kanseri olup olmadığını &uuml;roloji uzmanına rapor eder.</p> <h2><strong>Prostat biyopsisi &ccedil;eşitleri nelerdir?</strong></h2> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde prostat biyopsisi mutlaka &ouml;ncesinde prostat MR&rsquo;ı (multiparametrik MR; 3 Tesla cihaz ile) &ccedil;ekilerek, MR&rsquo;da saptanan ş&uuml;pheli alanlara y&ouml;nelik yapılmaktadır. Prostat biyopsisi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde 2 ana gruba ayrılmaktadır.&nbsp;Bunlar klasik prostat biyopsisi&nbsp;ve&nbsp;f&uuml;zyon prostat biyopsisidir.</p> <p><strong>Klasik prostat biyopsisi (eski tip):</strong></p> <p>Bu tip prostat biyopsisi &uuml;lkemizde irili ufaklı hemen her hastanede, genellikle &uuml;roloji uzmanı tarafından yapılan bir biyopsi &ccedil;eşididir. Bu prostat biyopsi tekniğinde &ldquo;sadece&nbsp;transrektal&nbsp;ultrasonografi&rdquo;&nbsp;kullanılır (hastaya prostat biyopsisi &ouml;ncesi MR incelemesi yapılmaz). &Uuml;roloji uzmanı, hastanın makatına ultrason probunu yerleştirir; ultrason cihazı prostat i&ccedil;inde kanser ş&uuml;phesi taşıyan alanları g&ouml;remez; sadece prostatın &ouml;n&uuml;, arkası neresi; prostatın periferik zonu (kabuk kısmı) neresi onu g&ouml;sterir. &Uuml;roloji uzmanı klasik prostat biyopsisi yaparken prostatın &ccedil;eşitli yerlerinden &ldquo;RASTGELE&rdquo; genellikle toplam 12 par&ccedil;a alarak inceleme yapmaktadır.</p> <p><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsisi (yeni tip):&nbsp;</strong></p> <p>&Ouml;zellikle agresif prostat kanserini atlamadan belirleyen f&uuml;zyon prostat biyopsisi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Hastaneleri olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılmaktadır. Hastalara prostat biyopsisi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilmektedir. MR&rsquo;daki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar belirlenerek MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde işaretlenir. İkinci aşamada hasta uyutularak hastanın makatına ultrason probu yerleştirilir. Eski tipten farklı olarak yeni tip bu cihazlar ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ile MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini &uuml;st &uuml;ste getirmektedir. Normalde ultrason ile se&ccedil;ilemeyen prostat kanseri alanları bu sayede g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelmektedir. Prostat biyopsisi &ldquo;rastgele değil&rdquo; &ouml;zellikle prostat kanseri a&ccedil;ısından riskli alanlardan alınmaktadır. Bu y&ouml;ntemde başta agresif seyirli (hızlı ilerleyen) kanser olmak &uuml;zere t&uuml;m prostat kanserleri daha y&uuml;ksek oranda belirlenebilmektedir.</p> <h2><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Memorial Hastaneleri&rsquo;nde prostat biyopsisi &uuml;roloji uzmanı ve radyoloji uzmanlarının birlikte katılımı ile yapılmaktadır. Hastanın prostat biyopsisi sırasında herhangi bir ağrı hissetmemesi ve işlem sırasında hareket etmemesi i&ccedil;in prostat biyopsisini sedasyon altında yapılmaktadır. Kullanılan son teknoloji MR f&uuml;zyon prostat biyopsi cihazımız &ldquo;Uronav&rdquo; marka olup yazılımı 2019 yılında g&uuml;ncellenmiştir. Uronav marka cihaz ABD&rsquo;de en &ccedil;ok bulunan ve ABD&rsquo;de en &ouml;nemli kanser tanı merkezlerinin tercih ettiği cihaz olup; &ouml;zellikle kullanım kolaylığı ve hedefi doğru olarak tespit etmesi nedeniyle diğer markalara g&ouml;re avantaj sağlamaktadır.</p> <p>Prostat biyopsisi &ouml;ncesi mutlaka hastanın prostatını 3 Tesla MR ile multiparametrik MR yaparak inceleniyor. Prostat MR&rsquo;ları konusunda &uuml;st d&uuml;zey tecr&uuml;beye sahip, kendini bu konuda geliştirmiş olan radyoloji uzmanımız; MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde kanser a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanları işaretledikten sonra; işaretlenmiş bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &Uuml;ronav adlı prostat biyopsi cihazımızın sistemine y&uuml;klenmektedir.</p> <p><strong>Prostat biyopsisi 2 yolla yapılır. </strong></p> <p>Her iki yolla da makattan kalın bağırsağa bir ultrason probu sokulur ve prostat sınırları belirlenir. Eğer prostat par&ccedil;ası alacağımız iğneyi makattan sokup; kalın bağırsağı delerek prostattan par&ccedil;a alınırsa buna &ldquo;transrektal prostat biyopsisi&rdquo; denir. İğne kalın bağırsağı delip prostata ulaştığı i&ccedil;in bu tip prostat biyopsisi sonrası hastalarda nadir de olsa enfeksiyon gelişme riski vardır.</p> <p><strong>1-Transrektal prostat biyopsi:</strong>&nbsp;Bu y&ouml;ntemde genellikle &nbsp;hasta sola d&ouml;n&uuml;k yan yatar şekilde dizler karına doğru &ccedil;ekili pozisyonunda yapılır. Numune alınmadan &ouml;nce prostat bezinin &ccedil;evresine bir lokal anestetik madde enjekte edilebilir. Transrektal ultrason genellikle iğneyi doğru noktaya y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in kullanılır. İğne hızlıca prostat bezine girer ve bir doku &ouml;rneğini &ccedil;ıkarır. Prostatın farklı b&ouml;lgelerinden ortalama 10-12 &ouml;rnek alınır. Transrektal&nbsp; prostat biyopsi yaklaşık 20-30 dakika s&uuml;rer.</p> <p><strong>2- Perine yoluyla (transperineal biyopsi):</strong>&nbsp;Transperineal biyopsi, transrektal biyopsi kadar sık kullanılmaz. Dizlerinin b&uuml;k&uuml;lm&uuml;ş halde yan tarafa ya da&nbsp; sırt &uuml;st&uuml; yatarak yapılır. Genel veya lokal anestezi altında yapılabilir. Biyopsi alanındaki cildiniz steril bir sol&uuml;syon ile temizlenir. &Ccedil;evresi steril bir bezle kaplıdır. Transrektal ultrason genellikle iğneyi doğru noktaya y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in kullanılır. Doktorunuz prostat bezini tutmak i&ccedil;in rektuma parmağını yerleştirir. Ardından iğne perineden prostat bezine sokulur. Bir doku &ouml;rneği toplamak i&ccedil;in, iğne yavaş&ccedil;a d&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;r ve dışarı &ccedil;ekilir. Biyopsi genellikle yaklaşık 30 dakika s&uuml;rer.</p> <h2><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsisinin avantajları nelerdir?</strong></p> <ul> <li>Klasik prostat biyopsisi yapılan hastaya prostat biyopsi &ouml;ncesi MR &ccedil;ekilmez. F&uuml;zyon prostat biyopsisi yaptıran hastaya ise prostat biyopsi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilir.</li> <li>Klasik biyopside genellikle hasta uyutulmadan lokal anestezi yapılır. F&uuml;zyon biyopsi genellikle hasta uyutularak anestezi altında yapılmaktadır.</li> <li>Klasik biyopside hasta genellikle ağrı hissetmektedir. F&uuml;zyon biyopsi de ise hasta ağrı hissetmemektedir.</li> <li>Klasik biyopsi yapılan hastalarda &ouml;zellikle hızlı yayılan agresif prostat kanserleri g&ouml;zden ka&ccedil;maktadır. F&uuml;zyon biyopsi yapılan hastalarda ise hızlı yayılan agresif prostat kanserleri g&ouml;zden ka&ccedil;maz.</li> <li>Klasik prostat biyopsisi yapılan hastalara yanlış tedavi planlaması yapılma ihtimali bulunmaktadır. F&uuml;zyon biyopsi yapılan hastalara ise doğru teşhis konulduğu i&ccedil;in doğru tedavi planlaması yapılabilmektedir.</li> </ul> <p><strong>Prostat biyopsisi ne zaman yapılmalıdır?</strong></p> <p>Erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len kanser, prostat kanseridir. Prostat kanseri riski en y&uuml;ksek olan erkeklere prostat kanseri tanısı koymanın tek yolu prostat biyopsisi yapmaktır. Prostat kanseri riski taşıyan erkekleri ş&ouml;yle sıralayabiliriz;</p> <ul> <li>Y&uuml;ksek total PSA&lsquo;sı olanlar</li> <li>Parmakla muayenede ş&uuml;pheli prostat bulguları olanlar</li> <li>Multiparametrik prostat MR&rsquo;ında prostat i&ccedil;inde PI-RADS 4 ve Pı-RADS 5 alanları olanlar</li> <li>Genetik testlerde prostat kanseri riski y&uuml;ksek olanlar</li> </ul> <p><strong>Prostat biyopsisi &ouml;ncesi hazırlık nasıl yapılır?</strong></p> <p>Prostat biyopsisi girişimsel bir işlem olduğu i&ccedil;in biyopsi &ouml;ncesi şu hazırlıkların yapılması gerekir.</p> <ol> <li><strong>İdrar k&uuml;lt&uuml;r&uuml;:</strong> Prostat biyopsisinden 3 g&uuml;n &ouml;ncesinde idrar k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yapıp; hastanın idrar yolunda enfeksiyonun olmadığı kanıtlanmalıdır.</li> <li><strong>Antibiyotik tedavisi:</strong> Genellikle prostat biyopsisi makat aracılığı ile (transrektal) yapıldığı i&ccedil;in ve prostat biyopsisinden bir g&uuml;n &ouml;ncesinde antibiyotik başlamak gerekir. Memorial hastane grubu protokolleri gereği, prostat biyopsisi yapıldıktan sonra 3 g&uuml;n antibiyotik tedavisi verilmektedir.</li> <li><strong>Bağırsak temizliği:</strong> Prostat biyopsisi genellikle makat aracılığı ile (transrektal) yapıldığı i&ccedil;in işlemden &ouml;nce bağırsakların temiz olması gerekmektedir. Bu nedenle prostat biyopsisi yapılacak sabah ve işlemden bir saat &ouml;ncesi olmak &uuml;zere hastaya 2 kez lavman yapılmasını gerekmektedir.</li> <li><strong>Kan sulandırıcı ila&ccedil;ların kesilmesi:</strong> Prostat son derece iyi kanlanan bir organdır. Prostat biyopsisi sonrası makattan veya idrarda ciddi kanamalar olmaması i&ccedil;in kan sulandırıcı ila&ccedil;lar biyopsiden bir hafta &ouml;ncesinde kesilmelidir. Gereken hastalara kısa etkili kan sulandırıcı iğneler &ouml;nerilmelidir.</li> </ol> <p>Prostat biyopsisi lokal anestezi veya genel anestezi (sedasyon) altında yapılabilir. Prostat biyopsisi sedasyon altında yapılacaksa, hastanın biyopsiden 6 saat &ouml;ncesinde yemek yenmemesi ve sıvı almaması gerekmektedir.</p> <p><strong>Prostat biyopsisindeki riskler nelerdir?</strong></p> <ul> <li>Prostat biyopsisi yapıldıktan sonra yaklaşık 6 saat boyunca istirahat etmeniz gerekmektedir.</li> <li>Pelvik b&ouml;lgede (makat civarında) hafif ağrı olabilir ve idrarda kanama 5 g&uuml;n s&uuml;rebilir.</li> <li>Prostat biyopsisi sonrası yaklaşık &nbsp;6 hafta sperm renginiz koyu olabilir (menide kan g&ouml;r&uuml;lebilir)</li> <li>Transrektal biyopsi yapmışsanız, biyopside 2 ile 3 g&uuml;n sonra makattan az miktarda kanama olabilir.</li> <li>Prostat enfeksiyonu (akut prostatit) olabilir. Biyopsi işleminden sonra &uuml;ş&uuml;me, titreme, ateş y&uuml;ksekliği gibi belirtileri vardır. &Ouml;nlemek amacıyla &nbsp;&ouml;zellikle testten &ouml;nce antibiyotik tedavisi almak enfeksiyonu &ouml;nler.</li> <li>Biyopsiden sonra; ağır kanama, giderek artan bir ağrı, ateşiniz olması ya da 8 saatten fazla idrar yapamazsanız mutlaka hastanenize &nbsp;başvurmanız gerekmektedir.</li> </ul> <p><strong>Standart ultrasonografı cihazlarıyla yapılan klasik biyopsilerin farkı nedir?</strong></p> <p>Standart prostat biyopsisinde prostat periferik zonu 12 b&ouml;lgeye ayrılır ve her b&ouml;lgeden rastgele bir par&ccedil;a alınır. Ultrason cihazı, normal prostat dokusundan kanserli&nbsp; dokuyu ayıramamaktadır, bu nedenle biyopsi i&ccedil;in ş&uuml;pheli alanlar hedef alınamamaktadır. Bu y&ouml;ntemde, prostattan farklı alanlardan rastgele &ouml;rnek alınarak&nbsp; eğer bir t&uuml;m&ouml;r mevcutsa, alınan &ouml;rneklerden birinde&nbsp; t&uuml;m&ouml;rl&uuml; doku ile karşılaşacağımızı umarak, dağınık &ldquo;k&ouml;r&rdquo; bir yaklaşım kullanıyoruz. Bu rastgele biyopsiler, hızlı ilerleme potansiyeline sahip kanserleri bazen yakalayamamakta veya hasta hayatını tehdit etmeyecek bir kanser gereksiz bir şekilde yakalanabilmektedir. Bunun sonucu olarak hastaların yaklaşık yarısına yanlış tedavi &ouml;nerisinde bulunulmaktadır.</p> <p><strong>Prostat kanseri taramasında yeniliklernelerdir? MR f&uuml;zyon biyopsisi nedir?</strong></p> <p>Son yıllarda prostat kanseri tespit edilmesinde &ldquo;Multiparametrik prostat MR&rdquo; &ccedil;ekilmesi ve &ldquo;MR-f&uuml;zyon biyopsi tekniği&rdquo; g&uuml;ndeme gelmiştir. Neden mi? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; elimizde olan klasik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri (ultrason) ile biyopsi sırasında prostat kanseri olabilecek noktalar anlaşılamayabilmektedir. Yeni nesil MR cihazları kullanılarak (&ouml;zellikle mıknatıs g&uuml;c&uuml; y&uuml;ksek olan 3 Tesla cihazlar) prostat farklı MR teknikleri ile (multiparametrik MRI) incelenmektedir. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler bu konudaki deneyimli radyologlar tarafından incelenir ve prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar incelenir. Multiparametrik MRI &ouml;zellikle 0.5 cc &uuml;zerinde olan ve agresifliği y&uuml;ksek kanserleri b&uuml;y&uuml;k bir doğruluk oranı ile bize g&ouml;stermektedir.</p> <p>Peki sadece MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği noktalardan biyopsi almak yeterli midir?&nbsp; Yapılan &ccedil;alışmalar sadece MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği noktalardan biyopsi alındığında %10 oranında prostat kanserinin atlanacağını bize g&ouml;stermiştir. Bu y&uuml;zden g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sistematik prostat biyopsisine ek alarak MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği alanlardan biyopsi almak gerekir. Yapılan &ccedil;alışmalar, MR&rsquo;ın prostat kanserli alanları ger&ccedil;eğinden daha ufak g&ouml;sterdiğini kanıtlamıştır. Bu nedenle MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan en az 4 adet prostat biyopsisi almak gerekir.</p> <p><strong>MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan nasıl biyopsi alınabilir?</strong></p> <p><strong>3 tip MR F&uuml;zyon biyopsi tekniği vardır.</strong></p> <ol> <li><strong>MR altında biyopsi:</strong> MR&rsquo;ın işaret ettiği noktadan b&uuml;y&uuml;k bir doğrulukla biyopsi alınabilmektedir. Sadece MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan değil, sistematik prostat biyopsisi de yapmak gerekir. MR altında sistematik prostat biyopsi yapılması son derece zaman alıcı ve pahalı bir işlemdir. Bu dezavantajları nedeniyle d&uuml;nya genelinde uygulaması %5 civarındadır.</li> <li><strong>Kognitif MR biyopsi:</strong> MR&rsquo;ın işaret ettiği yerleri prostat biyopsisini yapacak uzman akılda tutarak biyopsileri o noktalardan alır. &ouml;zellikle k&uuml;&ccedil;&uuml;k boyutta ş&uuml;pheli alan varsa, birden &ccedil;ok noktada ş&uuml;pheli alan varsa kognitif biyopsi yetersiz kalabilmesi en &ouml;nemli devavantajıdır.</li> <li><strong>Yazılım yardımlı MR Ultrason F&uuml;zyon biyopsi:</strong>&nbsp;Biyopsi ortamında hastanın prostatı ultrason ile incelenir. Prostatın ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ile &ccedil;ekilmiş olan MR&rsquo;daki prostat g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri bir yazılım aracılığıyla &uuml;st &uuml;ste getirilerek birleştirilir. Ultrason probu prostat etrafında hareket ettirdiğimizde, f&uuml;zyon yazılımı &uuml;st &uuml;ste binmiş MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; buna g&ouml;re kaydırır ve ayrıntılı bir 3 boyutlu ultrasonografi/MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; sağlar. Bu birleştirilmiş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de&nbsp; biyopsi&nbsp; iğnelerini tam olarak &ouml;rnek almak istediğimiz alana (ş&uuml;pheli lezyona) y&ouml;nlendirilebilir. Bu y&ouml;ntem sanki yol tarifi olmadan araba s&uuml;rmek yerine hedefinize ulaşmak i&ccedil;in GPS kullanmak gibidir.</li> </ol>

Ayrıntılı Ultrason

<p>G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerinin ilerlemesi ile birlikte anne karnındaki bebeğin gelişiminin her aşaması takip edilebilirken, detaylı ultrason ile bebeğin t&uuml;m organları ayrıntılı bir şekilde incelenebiliyor. Bebekte olabilecek doğumsal ve yapısal anomalilerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmının tespit edilmesini ve gerektiğinde hastalıklara m&uuml;dahale edilmesini sağlayan ayrıntılı ultrasonun bebeğe ve anneye hi&ccedil;bir zararı bulunmuyor.</p> <h2><strong>Ayrıntılı (Detaylı) ultrason nedir? </strong></h2> <p>Ayrıntılı (Detaylı) ultrason, anne karnındaki bebeğin beyni, g&ouml;zleri, burnu, dudakları, y&uuml;z&uuml;, boynu, kalbi, akciğerleri, kolları, elleri, parmakları, karın i&ccedil;i organları, sırtı, bacakları ve ayakları başta olmak &uuml;zere t&uuml;m organ gelişiminin değerlendirilmesini sağlayan bir tanı y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Ayrıntılı ultrason anne karnındaki bebekte anomali tespitinde, gelişiminin incelenmesinde, riskli gebelik ve rutin gebelik takibinde kullanılmaktadır.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Hasta yatağına uzanan hamile kişinin karnına su bazlı jel s&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Perinatoloji uzmanı, ses dalgalarını g&ouml;nderecek olan ultrasonun prob kısmını, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapılacak b&ouml;lge &uuml;zerinde gezdirerek anne karnındaki bebeğin gelişimi ile ilgili bilgi elde eder. İşlem bittikten sonra cilde s&uuml;r&uuml;len jel temizlenir.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile doğumsal hastalıklar tespit edilebilir mi?</strong></p> <p>Anne karnındaki bebeğin organlarının oluşumu ile ilgili problemlerin tespit edilmesini sağlayan ayrıntılı ultrasonografi ile anne karnındaki doğumsal hastalıkların y&uuml;zde 95&rsquo;inin tanısı konulabilmektedir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile bebeğin t&uuml;m organları incelenebiliyor mu?</strong></p> <p>Anne karnında bebeğin gelişimi, embriyolojik ve fetal d&ouml;nem olmak &uuml;zere ikiye ayrılır. İlk 8 hafta embriyolojik, 8. haftadan sonrası fetal d&ouml;nem olarak kabul edilir. Fetal d&ouml;nemde, bebeğin t&uuml;m organları oluşup gelişmeye devam ettiği i&ccedil;in bebeğin organları incelenebilir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason kimler tarafından yapılır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi, bu konuda eğitim almış perinatoloji ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından belli &ouml;zellikleri olan ultrasonografi cihazları ile yapılır.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason incelemesi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Organ değerlendirmesi uzun s&uuml;ren bir işlem olduğu i&ccedil;in bu muayene yarım saat kadar s&uuml;rer.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason hangi haftalarda yapılmalıdır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi genel olarak 18-24. haftalar arasında yapılır. Fakat gelişen ultrasonografi cihazları ve teknikler sayesinde bu işlem artık 11-13. hafta aralığında da yapılabilir duruma gelmiştir. Bu haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrasonografide, yapısal anomalilerin y&uuml;zde 75&rsquo;i tanınabilir. Bununla birlikte, beyin oluşumundaki bazı problemler ve kalpteki bazı delikler bu haftada g&ouml;r&uuml;lemeyeceği i&ccedil;in 20-24. hafta arası beyin gelişimi ve kalpteki k&uuml;&ccedil;&uuml;k deliklerin değerlendirilmesi i&ccedil;in işlemin tekrarlanması &ouml;nerilir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason yaptırmak neden &ouml;nemlidir?</strong></p> <p>*Ayrıntılı ultrason yapılması, hayati organlarda problemler varsa doğumun uygun şartlarda ve planlı yapılması, bebeğin bu problemlerden daha az etkilenmesini sağlar.</p> <p>*Bazı hastalıklara anne karnında m&uuml;dahale edilmesi, bebeğin yaşama şansını artırır.</p> <p>*Bir takım &ouml;zel ultrason bulguları sayesinde, genetik hastalıkların tanısını koymada y&ouml;nlendirici olabilir.</p> <p>*Bebeğin pozisyonu, bebeğin eşinin yerleşimi, doğum şeklinin belirlenmesi gibi konuların aydınlatılmasını sağlar.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason yaptırmak bebeğe zarar verir mi?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi s&uuml;resinin uzun olması nedeni ile gebelerde, bebeklerinin bu ses dalgalarından etkilenebileceğine dair yanlış fikirler oluşturur. Ancak ultrasonografide kullanılan cihazların bebeğe hi&ccedil;bir zararı yoktur ve g&uuml;venle kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile hangi genetik hastalıklar tespit edilebilir?</strong></p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tanımlanmış yaklaşık 15 bin genetik hastalık mevcuttur. Bu hastalıkların bazılarının birtakım ultrasonografik bulguları bulunur. Bir genetik hastalığın anne karnında tanısının konabilmesi i&ccedil;in bebekte yapısal bir bozukluğa neden olması gerekir. Yapısal bozukluklar arasında; kalpte delikler, kalp damarlarındaki anormallikler, kalp kapak&ccedil;ıklarında anormallikler, beyin gelişiminde bozukluklar, karın &ouml;n duvarının gelişmemesi, parmak fazlalıkları, kol-bacak kısalıkları, y&uuml;z şekli bozuklukları ve daha y&uuml;zlercesi bulunur. Bununla birlikte, bazı genetik hastalıklar ne yazık ki anne karnında bir bulgu g&ouml;stermez. Bu y&uuml;zden anormal ultrasonografi bulguları &ccedil;ok dikkatli değerlendirilmelidir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason değerlendirmesinde g&ouml;r&uuml;nt&uuml; dışında hangi fakt&ouml;rler değerlendirmeye alınır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografide, bebekte bir&ccedil;ok yapısal bozukluk tespit edilebilir. Bu bozukluklar tek başına bir anlam taşımaz.&nbsp; Bebeğin, anne-babanın hatta kardeşlerin de değerlendirilmesi gerekebilir. Ayrıntılı değerlendirme sonrası, ek testler yapılıp yapılmayacağına karar verilir.</p>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Laparoskopik Myomektomi

<p>Şiddetli ağrı, adet d&uuml;zensizlikleri, sık idrara &ccedil;ıkma gibi belirtilerle kendini g&ouml;sterebilen rahim i&ccedil;i miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonu&ccedil;lara neden olabiliyor. En sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kapalı ameliyatlar ile konforlu bir şekilde tedavi edilebiliyor. Laparoskopik myomektomi (kapalı miyom ameliyatı) sonrasında hastalar şikayetlerinden kurtulup &ccedil;ok kısa s&uuml;rede normal yaşantılarına d&ouml;nebiliyor.</p> <h2><strong>Laparoskopik myomektomi nedir?</strong></h2> <p>Kadın rahminde normal boyutların &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkan miyomların operasyon ile tedavi edilmesi gerektiğinde laparoskopik (kapalı) veya laparotomi (a&ccedil;ık) cerrahi y&ouml;ntemi kullanılır. Laparoskopik miyomektomi miyomun rahimden kapalı cerrahi y&ouml;ntemi ile alınmasıdır.</p> <h2><strong>Laparoskopik myomektomi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Laparoskopik myomektomi işlemi miyom hastalığının tedavisinde kullanılır.</p> <h2><strong>Laparoskopik myomektomi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Genel anestezi altında uygulanan laparoskopik myomektomi ameliyatında karına g&ouml;bekten ve daha aşağılardan birka&ccedil; ufak kesi a&ccedil;ılır. Karın karbondioksit gazıyla şişirilerek pelvik boşluğa laparoskop denilen alet (kameralı ince boru şeklinde aletler) &nbsp;yerleştirilir. Bu şekilde rahim, yumurtalıklar ve komşu organların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; alınır. Daha &ccedil;ok myomların rahmin dış y&uuml;zeyine yakın olduğu durumlarda ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olmayan myomların alınmasına kullanılan laparoskopik myomektomi ameliyatı &uuml;&ccedil; ana b&ouml;l&uuml;mden oluşmaktadır:</p> <ul> <li><strong>Miyomun ayrılması:</strong>&nbsp;Miyoma ulaşmak i&ccedil;in rahmin duvarına yapılan kesi ve miyom hattının bulunmasıdır. Miyomun yatağından traksiyon-kontraksiyon (Mekanik &ccedil;ekme-karşı &ccedil;ekme) y&ouml;ntemleriyle &ccedil;ıkarılmasıdır.</li> <li><strong>Miyom yatağının onarımı:</strong>&nbsp;Miyom &ccedil;ıkarıldıktan sonra rahim duvarında a&ccedil;ılan kesi hattının iki kat ya da ihtiya&ccedil; halinde &uuml;&ccedil; kat onarılmasıdır.</li> <li><strong>Miyomun par&ccedil;alanarak batın dışına alınması (Morselasyonu):</strong>&nbsp;Bu aşamada karın boşluğuna &ccedil;ıkarılan miyom karın duvarından trokar yerlerinden i&ccedil;eri sokulan morselasyon cihazları ile k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;lerek rahim dışına alınmaktadır. Vajen arka duvarından karın boşluğuna girilerek par&ccedil;alanmadan tek par&ccedil;a halinde miyomun &ccedil;ıkarılması da tercih edilebilecek diğer bir y&ouml;ntemdir.</li> </ul> <h2><strong>Laparoskopik myomektomi ile ilgili sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Miyomların tekrarlama riski var mı?</strong></p> <p>Ameliyatın ardından yaklaşık 5 yıllık s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde y&uuml;zde 20-25 oranında miyomların tekrar &ccedil;ıkma riski var. Myomektomi adı verilen miyom ameliyatında g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;len t&uuml;m miyomlar temizlenebilir ancak bir de g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lemeyen mikroskobik seviyede k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan miyomlar alınamadığı i&ccedil;in bunların zaman i&ccedil;erisinde b&uuml;y&uuml;y&uuml;p yeniden ortaya &ccedil;ıkması ve şikayetlere yol a&ccedil;ma riski bulunmaktadır.</p> <p><strong>Miyomlar kimlerde daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Rahmin kendi d&uuml;z kas liflerinden gelişen miyomlar, ailesinde miyom olan kadınlarda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. &Uuml;reme &ccedil;ağındaki kadınlarda karşılanmamış &ouml;strojen hormonunun artması sebebiyle, miyomların g&ouml;r&uuml;lme oranları y&uuml;zde 15-20 arasında olmaktadır. Gebelikte &ouml;strojenin y&uuml;kselmesi nedeniyle miyomların boyutları daha fazla artmaktadır.</p> <p><strong>Miyomlar d&uuml;ş&uuml;ğe sebep olur mu?</strong></p> <p>Gebelikte y&uuml;ksek &ouml;strojen d&uuml;zeyine bağlı olarak daha b&uuml;y&uuml;mektedir ve b&uuml;y&uuml;yen miyomlar fet&uuml;s&uuml; iterek d&uuml;ş&uuml;klerin yaşanmasına yol a&ccedil;abilmektedir.</p> <p><strong>Menopoz d&ouml;neminde miyomlar azalır mı?</strong></p> <p>Menopoz d&ouml;neminde &ouml;strojen hormonunun azalması ile birlikte miyomlar azalıp k&uuml;&ccedil;&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Miyomlar kansere d&ouml;n&uuml;şebilir mi?</strong></p> <p>Miyomlar,&nbsp; genellikle sınırları belirgin ve iyi huylu kitleler olsalar da, b&uuml;y&uuml;me ve kan akımı hızları ultrasonla kontrol edilerek &ccedil;ok nadir de olsa k&ouml;t&uuml; huylu bir sarkom olma olasılıkları değerlendirilmelidir.</p> <p><strong>B&uuml;t&uuml;n miyomlar ameliyatla alınmalı mıdır?</strong></p> <p>Miyomlarin ameliyatla alınıp alınmamasının değerlendirilmesi; hastanın durumuna, doğru zamana ve kullanılacak y&ouml;nteme g&ouml;re değerlendirilir. Herhangi bir bası ya da kanamaya neden olmayan bir miyomda, k&ouml;t&uuml; huylu d&uuml;z kas t&uuml;m&ouml;r&uuml; ş&uuml;phesi uyandıran bulgular olmadığı s&uuml;rece ameliyata gerek yoktur. Buna karşın aşırı kanamalar yaratan, rahme bebeğin yerleşmesine engel olan, mesaneye ve son bağırsağa bası ve ağrı yaratan miyomların ise alınması gerekmektedir.</p> <p><strong>Miyom ameliyatında dikkate alınması gereken kriterler nelerdir? </strong></p> <p>Hastanın yaşı yapılacak ameliyat y&ouml;nteminin se&ccedil;iminde &ouml;nem taşımaktadır. İleri yaştaki hastalarda, menopoz d&ouml;neminde miyomun b&uuml;y&uuml;mesinin duracağı ihtimali g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak ameliyat ertelenebilir. Gen&ccedil; yaşlardaki hastalarda ise rahmin korunmasına y&ouml;nelik bir minimal giriş cerrahisi y&ouml;ntemi olan laparoskopik myemektomi y&ouml;ntemi kullanılabilir.</p> <p><strong>Laparoskopik myomektomi ameliyatını hangi uzman ger&ccedil;ekleştirir?</strong></p> <p>Laparoskopik myomektomi ameliyatı Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları tarafından yapılır. Bu ameliyatta kapalı y&ouml;ntemi uygulayacak uzman doktorun ileri endoskopik cerrahi ameliyatlarında deneyiminin olması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır.</p> <p><strong>Laparoskopik myomektomi de iyileşme s&uuml;reci ne kadar s&uuml;rer </strong></p> <p>Laparoskopik myomektomi operasyonu hasta ameliyat olduğu g&uuml;n hastanede kalırken, genellikle ertesi g&uuml;n taburcu edilir.&nbsp; Ameliyat sonrası iyileşme s&uuml;reci birka&ccedil; g&uuml;n ile iki hafta arasında değişir.</p> <p><strong>Laparoskopik myomektominin avantajları nelerdir?</strong></p> <p>A&ccedil;ık cerrahiye g&ouml;re Laparoskopik myomektomi işleminde hastalar daha az ağrı yaşar, dikiş izleri &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k olur, daha az kan kaybı yaşar ve g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına daha hızlı d&ouml;n&uuml;ş yapar. Ayrıca hastanede kalma s&uuml;resi de kısalır.</p> <p><strong>Laparoskopik myomektomi operasyonu &ouml;ncesinde &ouml;strojen baskılayan ila&ccedil;lar kullanılmalı mıdır?</strong></p> <p>Operasyondan &ouml;nce hastaya GNRH analoglarının yani kadının doğal &ouml;strojenini baskılayan ila&ccedil;ların rutin olarak verilmesinden ka&ccedil;ınılmalıdır. Bu ajanlar miyomun rahime yaptığı hattı belirsizleştirerek miyomun rahimden ayrılmasını g&uuml;&ccedil;leştirir. Nadir g&ouml;r&uuml;len vakalarda hastanın kanamasını ameliyat &ouml;ncesi keserek hastayı ameliyata hazır kan d&uuml;zeyine y&uuml;kseltmek i&ccedil;in kullanılabilir.</p> <p>Sadece menopoza yakın yaşlarda ya da sistemik hastalıkların cerrahiye izin vermediği durumlarda &ouml;strojen baskılayıcı ila&ccedil;lar kullanılabilir. Bu ila&ccedil;ların uzun d&ouml;nem kullanımı kemik erimesi, adet kesilmesi, ateş basması gibi şikayetlere neden olabilir. Miyomların, miyomu besleyen damların tıkanması ve beslenmesinin bozulması ile giderek k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesinin sağlanması şeklinde &ouml;nerilen tedavi y&ouml;ntemleri kullanılan ajanların yumurtalık ve rahim i&ccedil; zarı (endometrium) tabakasına verebilecekleri hasar riskinden dolayı gen&ccedil; hastalara &ouml;nerilmemektedir.</p> <p><strong>Ameliyat sırasında kanamayı azaltmak i&ccedil;in laparoskopik myomektomide &ouml;nerilen y&ouml;ntemler nelerdir? </strong></p> <p>Damar daraltıcı ajanlar (vasokonstr&uuml;kt&ouml;r) ya da atardamarların ge&ccedil;ici olarak sıkıştırılmasıdır. Bu ajanların kullanılması kanama kontrol&uuml; i&ccedil;in kullanılacak, yakma ile kanama kontrol&uuml; ihtiyacını azaltarak, daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; yara iyileşmesi sağlayacaktır. G&uuml;&ccedil;l&uuml; yara iyileşmesi, gebelik isteyen hastalarda rahim kasının gerilme g&uuml;c&uuml; ve gebeliğin sağlıklı devamlılığı a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nem taşır.</p> <p>Miyomun boyutuna g&ouml;re kanama miktarı değişiklik g&ouml;sterebilir. Bu sebeple miyomu &ccedil;ıkarmadan &ouml;nce atılan &ouml;zel dikiş yardımıyla kanamanın minimuma indirilmesi hedeflenir.</p>

Jinekomasti Cerrahisi

<p>Dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n son yıllarda hayatın her alanında &ouml;nem kazanması ile birlikte kadınlar kadar erkekler de estetik dokunuşlara ihtiya&ccedil; duyuyor. En sık tercih edilen işlemlerin başında ise erkeklerde g&ouml;ğ&uuml;s k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı ya da erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme cerrahisi olarak da anılan jinekomasti ameliyatı geliyor. Estetik ve psikolojik sorunlara yol a&ccedil;abilen meme b&uuml;y&uuml;mesi, liposuction uygulamaları ve jinekomasti gibi &ccedil;eşitli cerrahi y&ouml;ntemlerle kısa s&uuml;rede tedavi edilebiliyor.</p> <p>[doctor-box]1427[/doctor-box]</p> <h2><strong>Jinekomasti (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) nedir? </strong></h2> <p>Erkeklerde meme dokusunun hormonal olarak ya da alınan gıdalar sebebiyle olması gerekenden fazla b&uuml;y&uuml;mesine &ldquo;jinekomasti&rdquo; adı verilir. Genelde &ouml;strojen fazlalığı ile ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu nedenle &ouml;ncelikle endokrin muayenesi &ouml;nerilmektedir. Tehlikeli bir durum değildir ancak meme hacmi arttığı i&ccedil;in erkeklerde meme kanseri riskini az da olsa artırmaktadır. &Ouml;te yandan olduk&ccedil;a sık g&ouml;r&uuml;len bu b&uuml;y&uuml;me genellikle iyi huylu olmaktadır. Ancak bu durum havuzda, denizde ya da dar kıyafet giyildiğinde estetik a&ccedil;ıdan k&ouml;t&uuml; bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye sebep olurken, diğer yandan da erkeklerde ciddi bir &ouml;zg&uuml;ven problemine yol a&ccedil;abilmektedir.</p> <h2><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) kimlere uygulanır?</strong></h2> <p>Erkeklerde kadın tipi meme b&uuml;y&uuml;mesi genellikle yapısal olarak gelişmektedir. &ldquo;Jinekomasti kimlerde olur?&rdquo; sorusunun yanıtı genellikle hormonal nedenlerle a&ccedil;ıklanmaktadır. Altta yatan bir sebep olmayabildiği gibi &ouml;zellikle son zamanlarda hormonlu gıdaların yanı sıra tarım ila&ccedil;ları gibi etkenler sebebiyle gen&ccedil;lerde jinekomastiye daha sık rastlanmaktadır. Bunun dışında nadiren kortizon, steroid kullanımı, aşırı alkol t&uuml;ketimi ya da karaciğer hastalıkları gibi nedenler s&ouml;z konusu olabilmektedir. Erkeklerde memenin fazla b&uuml;y&uuml;mesini ifade eden jinekomasti, kimi zaman ağrıya kimi zaman da ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol a&ccedil;abilmektedir. Nedeni &ccedil;oğu zaman tam olarak bilinmemekle birlikte; jinekomasti genellikle &ouml;strojen-androjen oranında bozulma gibi altta yatan hormonal bir dengesizlik sonucu ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu durum hayatın belli d&ouml;nemlerinde g&ouml;r&uuml;lebilmekte ya da bazı hastalıklar da jinekomastiye yol a&ccedil;abilmektedir. B&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezi ile karaciğer hastalıkları, hipofiz t&uuml;m&ouml;rleri, tiroit rahatsızlıkları ile b&ouml;brek yetmezliği, bu tabloya neden olabilmektedir. B&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezleri, hipofiz ve testis t&uuml;m&ouml;rleri ile akciğer kanseri hastalıklarında da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. &Ouml;te yandan bazı ila&ccedil;lar ve uyuşturucu maddeler de jinekomastinin ortaya &ccedil;ıkışında etkili olabilmektedir.</p> <h2><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>&Ouml;ncelikle doğru teşhis ve uygun hastaların belirlenmesi bu cerrahinin ger&ccedil;ekleştirilmesi i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu sorunun tanısında fiziki muayene tek başına yeterli olabilmektedir; fakat yeni oluşan olgularda, meme ağrısı veya hassasiyet halinde karaciğer, b&ouml;brek ve tiroid fonksiyon testleri, hormon seviyesi i&ccedil;in birtakım kan tetkikleri, mamografi veya ultrasonografik inceleme gerekmektedir.</p> <p>Cerrahi ile fazla b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş meme dokusunun alınarak, g&ouml;ğse normal bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m kazandırılması ama&ccedil;lanmaktadır. Jinekomasti uzmanı tarafından yapılan muayene ve tetkiklerin ardından jinekomastinin durumu ve evresine g&ouml;re ameliyatın y&ouml;ntemi ile tekniği belirlenir.</p> <p>Jinekomasti d&uuml;zeltilmesi cerrahi olarak ya da liposuction ile yapılır. Genelde az ve orta seviyeli sarkıklıklar liposuction işleminden fayda g&ouml;r&uuml;r. Yaklaşık yarım cm&rsquo;lik k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiler yapılır. Kan&uuml;l ya da iğne benzeri cihazlarla i&ccedil;erideki yağ alınır. Ancak meme başının altındaki doku belli bir &ouml;l&ccedil;&uuml;n&uuml;n &uuml;zerindeyse ya da ileri derece sarkıklık varsa cerrahi yapmak gerekebilir. Memenin altından 1-1.5 cm&rsquo;lik bir kesi yapılır. O kesiden i&ccedil;erideki meme dokusu alınır. Meme dokusu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kse meme başı etrafından deri &ccedil;ıkartarak t&uuml;m meme dokusu da alınabilir.</p> <p>Eğer meme i&ccedil;indeki yağ dokusu fazlaysa, genellikle liposuction işlemi yeterli olabilmektedir. Bu operasyonlarda az iz bırakması ve iyileşme s&uuml;resinin kısa olması nedeniyle lazer liposuction daha &ccedil;ok tercih edilmektedir. Lazer liposuction ile yapılan işlemlerde yağ alımının ardından lazerle cilt tabanı ısıtılarak deride sıkılaşma etkisi yaratması sağlanmaktadır.</p> <p>Meme dokusunun yağ dokusuna g&ouml;re &ouml;n planda olduğu durumlarda ise liposuciton tek başına yeterli gelmemektedir. Bu gibi durumlarda liposuctiona ek olarak meme başından k&uuml;&ccedil;&uuml;k boyutta yarım dairelik bir kesi a&ccedil;ılarak, meme dokusunun &ccedil;ıkarılması sağlanır. Bu şekildeki karma operasyonlarda da ameliyat izi &ccedil;ok az olmaktadır.</p> <p>Bazı jinekomasti vakalarında ise hem deri fazlalığı &ccedil;ok belirgin olur, hem de bu kişilerin meme boyutları neredeyse kadın memesine yakın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte olabilmektedir. Bu gibi durumlarda a&ccedil;ık ameliyat uygulanılması gerekmektedir. Operasyonun sonucunda ise kadınlardaki meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatında olduğu gibi lolipop ya da ters T şeklinde iz kalabilmektedir.</p> <p>&ldquo;Jinekomasti ameliyatı acıtır mı?&rdquo; sorusu bu operasyon hakkında sık sorulan sorulardan biridir. Jinekomasti ameliyatları genel anestezi altında yapılır ve hasta herhangi bir ağrı ya da acı hissetmez. Ortalama bir saat s&uuml;ren ameliyatın sonrasında hastalar ya aynı g&uuml;n ya da bir g&uuml;n sonra taburcu edilmektedir. Liposuction ya da k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiyle yapılan operasyonlarda genellikle dren takılmazken, a&ccedil;ık ameliyatlarda takılır. Ameliyat sonrasında hafif d&uuml;zeyde yaşanan ağrılar ise ağrı kesicilerle ortadan kaldırılırken, beşinci g&uuml;n&uuml;n sonunda hastanın banyo yapmasına m&uuml;saade edilmektedir.</p> <h2><strong>Jinekomasti ameliyatının (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Bu işlem ile birlikte rahatsız edici meme g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; de ortadan kalkar. Daha estetik g&ouml;ğ&uuml;s hatları ortaya &ccedil;ıkar ve altta &ccedil;alıştırılan g&ouml;ğ&uuml;s kasları belirgin hale gelir. Jinekomasti nedeniyle &ouml;zg&uuml;ven kaybı yaşamış olan erkekler bu operasyon sonrasında kendilerini &ccedil;ok daha iyi hissederler. Bu durum iş ve sosyal yaşamlarına da olumlu yansımalar yapmaktadır.&nbsp;</p> <h2><strong>Jinekomasti ameliyatına dair sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kişide jinekomasti olup olmadığı nasıl anlaşılır?</strong></p> <p>Erkeklerde kadın tipi bir meme b&uuml;y&uuml;mesi g&ouml;r&uuml;lmesi kilo alımına bağlı olabilir. Ancak kilo verilse bile bu g&ouml;r&uuml;n&uuml;mden kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n olmayabilir. Bu durumda kişi doktora başvurmalı, &ccedil;eşitli muayene ve tetkiklerle jinekomasti konusunda kesin tanı konulmalıdır.</p> <p><strong>Jinekomasti kendi kendine ge&ccedil;er mi?</strong></p> <p>Ergenlikte g&ouml;r&uuml;len jinekomasti, genellikle ge&ccedil;ici olmaktadır ve hastaların yaklaşık y&uuml;zde 90&rsquo;ında &uuml;&ccedil; yıl i&ccedil;inde kendiliğinden d&uuml;zelme g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu şartlarda d&uuml;zenli takip yeterli gelebilmektedir. Erişkinlikte ise &ouml;ncelikle altta yatan sebep varsa bunun d&uuml;zeltilmesi gerekir. Bir neden olmadığında ya da mevcut sorun giderilmesine rağmen hastanın durumunda d&uuml;zelme g&ouml;r&uuml;lmezse, cerrahi tedavi planlanmaktadır.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) </strong><strong>i&ccedil;in kimler aday olabilir?</strong></p> <p>Mevcut sarkıklıkları fazla olan ya da meme dokusu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olan t&uuml;m erkekler aday olarak g&ouml;sterilebilir.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) i&ccedil;in</strong><strong> gerekli olan kriterler nelerdir?</strong></p> <p>Meme başı sarkıklığının belli bir &ouml;l&ccedil;&uuml;n&uuml;n altına inmesi bir kriterdir. Hacim olarak 50-100 cc arası olması gereken meme dokusunun 200-300 cc&rsquo;lere ulaşması jinekomasti estetiği i&ccedil;in yeterli bir kriterdir.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) i&ccedil;in</strong><strong> yaş sınırı var mı?</strong></p> <p>Yasal olarak 18 yaş sınırı bulunmaktadır. Herhangi bir &uuml;st yaş sınırı bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) </strong><strong>&ouml;ncesi neler yapılmalı?</strong></p> <p>Jinekomasti ileri derece değilse spor veya diyet ile fayda g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu nedenle hastalar &ouml;ncelikle egzersize ve diyete y&ouml;nlendirilir. Hastaların ameliyat &ouml;ncesi gıda takviyeleri ve kanı sulandırabilecek kırmızı meyvelerden ka&ccedil;ınması &ouml;nerilir. Sigara yara iyileşmesini bozan bir fakt&ouml;rd&uuml;r. Sigara kullanımının ameliyattan 1 hafta &ouml;nce bırakılması ve ameliyat sonrası 1 haftaya kadar i&ccedil;ilmemesi başarıyı artıracaktır.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) a</strong><strong>ğrılı mıdır?</strong></p> <p>Ciddi bir ağrı hissedilmese de cerrahi yapılıyorsa hafif ağrılar olabilecektir. Liposuction yapılacak ise zaten b&ouml;lgenin altı ağrı kesici ile doldurulduğundan ağrı hissedilmez.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) sonrasında nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Cerrahi sonrası hasta aynı g&uuml;n ya da ertesinde taburcu edilmektedir. &Ccedil;oğu hastada iyileşme s&uuml;reci yaşam kalitesini etkilemediği gibi, ağrı da yaşanmamaktadır. Kişi, jinekomastinin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re hasta kısa bir s&uuml;re sonra normal yaşamına d&ouml;nebilmektedir. Jinekomasti, beslenme planlamasının da &ccedil;ok iyi yapılmasını gerektiren bir rahatsızlıktır. Bu nedenle erkekler jinekomasti uygulamasının &ouml;ncesi ve sonrasında fazla kilo alımından ka&ccedil;ınmalı, gerektiği takdirde beslenme ve diyet uzmanı kontrol&uuml;nde ideal kilolarını korumalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) sonrasında korse takılmalı mı?</strong></p> <p>Jinekomasti operasyonunun ardından hastaların 2-3 hafta s&uuml;resince jinekomasti korsesi olarak da anılan korse takması gerekmektedir. Kesin sonu&ccedil; 6- 12 ay arasında alınır. Ameliyat sonrasında ise &ccedil;ok ciddi bir kilo değişimi olmadığı s&uuml;rece operasyonun sonucu kalıcı olurken, meme ucunda da herhangi bir his kaybı oluşmamaktadır.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) e</strong><strong>gzersiz d&uuml;zenine ne zaman d&ouml;n&uuml;lebilir?</strong></p> <p>İlk hafta m&uuml;mk&uuml;n olduğunca dinlenilmeli ve &uuml;st beden hareketleri aza indirgenmelidir. Ağırlık kaldırma, yorucu işler ve g&uuml;&ccedil; gerektiren egzersizlerin ertelenmesi, dolaşımı artırmak i&ccedil;in y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapılması ve m&uuml;mk&uuml;n olduğunca araba kullanmamaya &ccedil;alışılması gerekmektedir. Birinci aydan sonra bazı ağır aktivite ve egzersizleri yapmak m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı) sonrası meme b&uuml;y&uuml;mesi tekrar eder mi?</strong></p> <p>Tedavi sonrası jinekomastinin tekrarlaması beklenmez; ancak hastaların kilo alması halinde yağ dokusu oluşabilir. Bu nedenle kilo kontrol&uuml; &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatının (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı)</strong><strong> dezavantajları nelerdir?</strong></p> <p>Bu işlem sonu&ccedil;ta cerrahi bir operasyondur. Az da olsa kanama, morarma gibi riskleri olabilir. &Ccedil;ok fazla meme dokusu alınırsa meme başı altında &ccedil;&ouml;kmeler olabilir. Bu nedenle operasyonun konusunda uzman doktorlar tarafından tam donanımlı ve g&uuml;venilir merkezlerde yaptırılması &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Jinekomasti ameliyatı (Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı)</strong><strong> g&uuml;venli midir?</strong></p> <p>Kas &uuml;zeri ameliyatı eğer d&uuml;zg&uuml;n seviyede yapılırsa ve kas altına inilmezse g&uuml;venli bir operasyondur. Kasın altına inildiğinde ise d&uuml;ş&uuml;k de olsa pektoral kasa, g&ouml;ğ&uuml;s kafesine, kemiklere ya da akciğere zarar verme ihtimali vardır. Bu nedenle donanımlı merkezlerde uzman kişiler tarafından yapılması &ouml;nemlidir.</p>

Laparoskopik Cerrahi

<p>Gelişen teknolojiyle birlikte artık cerrahi operasyonların &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; laparoskopi yani kapalı teknikle yapılabiliyor. Bu ameliyatlar b&uuml;y&uuml;k kesi olmadan, uygun vakalarda hatta pankreas kanseri cerrahisi gibi &ccedil;ok zor ameliyatlarda bile başarılı sonu&ccedil;lar veriyor. Hastanede kalış s&uuml;resini kısaltması, hastaların daha kısa s&uuml;rede g&uuml;nl&uuml;k aktivitelerine d&ouml;nebilmesine olanak sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi B&ouml;l&uuml;m&uuml; Uzmanları laparoskopik cerrahi hakkında bilgi verdi.</p> <p>[doctor-box]1005514[/doctor-box]</p> <h2><strong>Laparoskopik cerrahi nedir?</strong></h2> <p>Genellikle g&ouml;bek deliğinden ucunda kamera bulunan ince bir aletin karın i&ccedil;ine sokularak karın i&ccedil;indeki organların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesi ve ameliyat yapması işlemine laparoskopik cerrahi denmektedir. Laparoskopik cerrahide karnın farklı yerlerine 0.5 veya 1 cm genişliğinde aletler yerleştirilmektedir ve cerrahi bu aletler ile yapılmaktadır.&nbsp;</p> <h2><strong>Laparoskopik cerrahi hangi hastalıklarda uygulanır?</strong></h2> <p>Laparoskopik cerrahi karın i&ccedil;i ameliyatlarının tamamında kullanılabilmektedir. &Ouml;rneğin apandisit ve safra kesesinin alınması, <s>,</s> karın b&ouml;lgesindeki t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılması, mide ve bağırsaklarla ilgili hastalıklarda, obezite cerrahisinde, karın ya da kasık b&ouml;lgesindeki fıtıkların tedavisinde, karaciğer, kolon gibi organların kısmen ya da tamamen &ccedil;ıkarılmasında rahatlıkla uygulanabilmektedir.</p> <p>Laparoskopik cerrahi karın i&ccedil;i ameliyatlarının tamamında kullanılabilmektedir &ouml;rneğin apandisit ve safra kesesinin alınması, karın b&ouml;lgesindeki t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılması, mide ve bağırsaklarla ilgili hastalıklarda, obezite cerrahisinde, karın ve kasık b&ouml;lgesindeki fıtıkların tedavisinde, karaciğer ve kolon gibi organların kısmen ya da tamamen &ccedil;ıkarılmasında rahatlıkla uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>Laparoskopik cerrahi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Hastalar &ouml;ncelikle genel anestezi ile uyutulur. Bir sonraki aşamada hastanın g&ouml;bek deliğinden i&ccedil;eriye sokulan bir iğne ile karın boşluğu, CO2 (karbondioksit) gazı ile şişirilir. B&ouml;ylece karın i&ccedil;i organlar daha net g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ve ameliyat b&ouml;lgesinde gerekli &ccedil;alışma alanı oluşturulur. Sonrasında karın i&ccedil;ine yerleştirilen kamera sayesinde karın i&ccedil;i aydınlatılır. Bu kamera karın i&ccedil;indeki t&uuml;m g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ekrana aktarır. Bu sayede hastalık ve mevcut sorunlar doğrudan, rahat bi&ccedil;imde g&ouml;r&uuml;lebilir. Ameliyatta karnın farklı b&ouml;lgelerinden delikler a&ccedil;ılır. Bu deliklerden i&ccedil;eri yardımcı aletler yerleştirilir ve laparoskopik cerrahi ger&ccedil;ekleştirilir. Laparoskopik cerrahi kansız ve bı&ccedil;aksız ameliyat olarak da bilinir.</p> <p>Hızla gelişen teknolojiyle birlikte laparoskopi cihazları olduk&ccedil;a gelişmiş, gerek ışık kaynağı gerekse g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi olarak t&uuml;m cihazlar minimum boyutlara getirilip tek bir boru i&ccedil;ine konulmuştur. &Ouml;nceden tanı ama&ccedil;lı kullanılan bu teknik artık cerrahi olarak da kullanılmaktadır. &Ouml;nceleri safra kesesi ameliyatında kullanılan laparoskopik cerrahi tekniği geliştirilerek karın i&ccedil;indeki t&uuml;m ameliyatların laparoskopik olarak yapılabilmesi sağlanmıştır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde neredeyse t&uuml;m organların ameliyatları laparoskopik yapılabilir olmuştur.</p> <h2><strong>Laparoskopik cerrahi hakkında sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Laparoskopik cerrahide ka&ccedil; delik a&ccedil;ılır?</strong></p> <p>Laparoskopik cerrahi<s> </s>ameliyat edilecek organ karın i&ccedil;ine yerleştirilen kamera ile &ccedil;ıplak g&ouml;ze g&ouml;re 20 kat daha b&uuml;y&uuml;k ve ayrıntılı g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Ameliyatın t&uuml;r&uuml;ne g&ouml;re giriş deliklerinin sayısı ve kesi yeri genişliği değişebilir. Hatta tek kesi ile bile bu ameliyatların bir kısmı yapılabilir. Kesi yeri genişliği ise 0.5-1 cm arasındadır. B&ouml;ylece yara daha hızlı iyileşir, ameliyat sonrası g&uuml;nl&uuml;k hayata daha hızlı d&ouml;n&uuml;l&uuml;r.&nbsp;<br /> <br /> <strong>Laparoskopik cerrahide yaş sınırı var mı?</strong></p> <p>Minimal invaziv cerrahi de denilen bu ameliyatlar i&ccedil;in herhangi bir yaş sınırı yoktur; karın i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleştirilen ameliyatların tamama yakını bu y&ouml;ntem ile ger&ccedil;ekleştirilebilir.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahi işlemi riskli midir?</strong></p> <p>İşlemin belirleyicisi, uygulamayı ger&ccedil;ekleştiren cerrahın laparoskopik cerrahi tecr&uuml;besi ve uygulanan merkezin uygun donanıma sahip olmasıdır. Ger&ccedil;ekte tecr&uuml;beli ellerde ve donanımlı merkezlerde bu ameliyatların karın a&ccedil;ılarak yapılan ameliyatlardan (a&ccedil;ık ameliyatlar) eksik veya yetersiz tarafları olmadığı gibi &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;n avantajları mevcuttur.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahide anestezi olarak ne uygulanır?</strong></p> <p>Laparoskopik cerrahi genel anestezi ile yapılmaktadır.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahiyi kim yapar?</strong></p> <p>Bu ameliyatlar &ouml;zel zaman ayrılması gereken, başta cerrah olmak &uuml;zere t&uuml;m ameliyathane ekibinin ek eğitimler alması ve donanım anlamında farklı aletlerin de ameliyathanede bulundurulması gereken ameliyatlardır.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahinin hasta a&ccedil;ısından yararları nelerdir?</strong></p> <p>Laparoskopik cerrahi sonrası hastalar daha az ağrı hisseder ve daha erken hareket etmeye başlar. İş veya okula d&ouml;n&uuml;ş daha hızlı olur. Ameliyat yeri izi a&ccedil;ısından daha avantajlı olan laparoskopik cerrahi ile ameliyat yeri fıtıklarının da &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilebilir. Hastaların ameliyat olmadan &ouml;nce bu ameliyatın laparoskopik olarak yapılmasının avantajları ve varsa dezavatajlarını cerrahları ile tartışmaları en doğru yoldur.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahi komplikasyonları nelerdir?</strong></p> <p>Laparoskopik cerrahiyi uygulayan cerrahların bu y&ouml;ntemle ilgili t&uuml;m komplikasyonları ve komplikasyon y&ouml;netimini bilmeleri gerekir. Nadir de olsa karın boşluğuna yerleştirilen laparoskopik cerrahi aletleri ile &ccedil;alışırken ameliyat edilen organın &ccedil;evresindeki başka organlarda bazı hasarlara yol a&ccedil;ılabilir. Son derece nadir g&ouml;r&uuml;len maj&ouml;r ve min&ouml;r damar yaralanmaları, mide-bağırsak yaralanmaları, mesane yaralanmaları meydana gelebilir. Diğer komplikasyonlardan biri de fıtık gelişimidir; fıtık, şeker hastalığı olan ve şişman kişilerde daha fazla risk olabilmektedir. Ancak bu komplikasyon a&ccedil;ık cerrahiye oranla daha d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Laparoskopik cerrahiyi yapan cerrahlar bu işlemin nasıl doğru yapılacağını, kriz y&ouml;netimini bilmekte ve &ouml;nlemlerini buna uygun şekilde almaktadır.</p> <p><strong>Laparoskopik cerrahi sonrası bakım nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>Hastaların merak ettiği konulardan biri de laparoskopik cerrahi sonrasında ne yapılması gerektiğidir. Genel anestezinin etkisi ameliyattan 3-4 saat sonrasında ge&ccedil;mektedir. Laparoskopik cerrahide karın i&ccedil;i karbondioksit gazı ile şişirilmektedir. Bazen bu gazın bir kısmı karın i&ccedil;inde kalabilmektedir. Bu gaza bağlı olarak hasta ayağa ilk kalktığında omuzlarında ağrı hissedebilir. Omuz ve ameliyat yeri ağrısı i&ccedil;in hastalar ağrı kesici kullanmaktadır. Laparoskopik cerrahide gizli dikiş kullanılır ve bu dikişler kendiliğinden erirler. Bu nedenle hastanın yara bakımı i&ccedil;in bir şey yapmasına gerek yoktur. Dikişler kaşınmaya başlarsa bu iyileşmenin g&ouml;stergesidir. Kesi yerlerinde morarma olabilir ve bu kendiliğinden ge&ccedil;er. Kesi yerleri 1-2 ay i&ccedil;inde fark edilmeyecek duruma gelebilir. Eğer kesi yerlerinde kanama, akıntı geliyorsa doktorla irtibata ge&ccedil;ilmelidir. Ameliyat sonrasında ilk 6 saat i&ccedil;inde sıvı gıdalar alınır. Eğer bulantı veya kusma durumu olmazsa katı gıdalara ge&ccedil;ilebilir. Eğer karında bir şişlik ya da bulantı-kusma olursa doktora bilgi verilmelidir. Ameliyattan sonraki 48 saat i&ccedil;inde duş alınabilir. Ancak banyoda kese yapılmamalı, ameliyat noktaları kurcalanmamalıdır. Duşta suyun ve sabunun baştan aşağıya akması yeterlidir. Eğer ameliyat sonrasında şişkinlik, gaz ya da gaita &ccedil;ıkaramama, idrar yapamama durumları meydana gelirse yine doktora haber verilmelidir.</p> <p><strong>Laparsokopik cerrahi sonrası beslenme nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>Ameliyatın t&uuml;r&uuml;ne g&ouml;re ortalama 6<s> </s>saat i&ccedil;inde oral yoldan v&uuml;cuda sıvı alınabilmektedir.<strong> </strong>Eğer bulantı veya kusma olmazsa katı gıdalara ge&ccedil;iş olabilmektedir. Ancak obezite cerrahisinde ve farklı cerrahilerde beslenme d&uuml;zeni net olarak doktor ve diyetisyen tarafından belirlenmelidir.</p>

Prostat Füzyon Biyopsi

<p>Erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len prostat kanserinde doğru tanı koymanın tek yolu hastaya biyopsi yapmaktır. Fakat diğer organlarda her zaman &ccedil;ekilen b&ouml;l&uuml;mlerde ş&uuml;phelenilen alanlar vardır ve o alanlardan bir par&ccedil;a alınabilmektedir. Prostatta ise diğer organlar gibi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; almak &ccedil;ok zordur. İkinci &ouml;nemli nokta ise pratik olarak prostat biyopsisinin ultrason altında yapabilmesidir. MR veya tomografi altında yapmak &ccedil;ok zor olabilmektedir, MR altında biyopsi yapıldığı zaman sadece belirli noktadan biyopsi alınabilmektedir.&nbsp; Klasik prostat biyopsisi artık yerini teknolojinin en &uuml;st seviye &ccedil;ıktığı f&uuml;zyon biyopsiye bırakmaya başlamıştır. Klasik biyopsi yapılan hastadaki agresif kanserler atlanabilirken f&uuml;zyon biyopsi ile hastadaki agresif kanserler belirlenerek doğru tedavi yapılabilmektedir. &Ouml;zellikle agresif prostat kanserini atlamadan belirleyen f&uuml;zyon prostat biyopsisi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Hastaneleri olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılmaktadır. Hastalara prostat biyopsisi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilmektedir. MR&rsquo;daki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar belirlenerek MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde işaretlenir. İkinci aşamada hasta uyutularak hastanın makatına ultrason probu yerleştirilir. Eski tipten farklı olarak yeni tip bu cihazlar ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ile MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini &uuml;st &uuml;ste getirmektedir. Normalde ultrason ile se&ccedil;ilemeyen prostat kanseri alanları bu sayede g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelmektedir. Prostat biyopsisi &ldquo;rastgele değil&rdquo; &ouml;zellikle prostat kanseri a&ccedil;ısından riskli alanlardan alınmaktadır. Bu y&ouml;ntemde başta agresif seyirli (hızlı ilerleyen) kanser olmak &uuml;zere t&uuml;m prostat kanserleri daha y&uuml;ksek oranda belirlenebilmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>PROSTAT BİYOPSİSİ NEDİR?</strong></p> <p>Prostat biyopsisi, prostattan &ouml;zel bir iğne ile bir par&ccedil;a alma işlemidir. Her ne kadar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde teknoloji &ccedil;ok ileri noktalara gelse de; prostat kanseri tanısı halen prostat biyopsisi ile konulmaktadır. Biyopsi ile alınan prostat dokusu &ouml;zel boyalarla işlem g&ouml;rd&uuml;kten sonra mikroskop altında incelenir. Bunun sonucunda patoloji uzmanı, hastanın prostat kanseri olup olmadığını &uuml;roloji uzmanına rapor eder.</p> <p><strong>PROSTAT BİYOPSİSİ &Ccedil;EŞİTLERİ NELERDİR?</strong></p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde prostat biyopsisi mutlaka &ouml;ncesinde prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilerek, MR&rsquo;da saptanan ş&uuml;pheli alanlara y&ouml;nelik yapılmaktadır. Prostat biyopsisi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde 2 ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar klasik prostat biyopsisi ve f&uuml;zyon prostat biyopsisidir.</p> <p><strong>Klasik prostat biyopsisi (eski tip):</strong></p> <p>Bu tip prostat biyopsisi &uuml;lkemizde irili ufaklı hemen her hastanede, genellikle &uuml;roloji uzmanı tarafından yapılan bir biyopsi &ccedil;eşididir. Bu prostat biyopsi tekniğinde &ldquo;sadece transrektal ultrasonografi&rdquo; kullanılır (hastaya prostat biyopsisi &ouml;ncesi MR incelemesi yapılmaz). &Uuml;roloji uzmanı, hastanın makatına ultrason probunu yerleştirir; ultrason cihazı prostat i&ccedil;inde kanser ş&uuml;phesi taşıyan alanları g&ouml;remez; sadece prostatın &ouml;n&uuml;, arkası neresi; prostatın periferik zonu (kabuk kısmı) neresi onu g&ouml;sterir. &Uuml;roloji uzmanı klasik prostat biyopsisi yaparken prostatın &ccedil;eşitli yerlerinden &ldquo;RASTGELE&rdquo; genellikle toplam 12 par&ccedil;a alarak inceleme yapmaktadır.</p> <p><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsisi (yeni tip): </strong></p> <p>&Ouml;zellikle agresif prostat kanserini atlamadan belirleyen f&uuml;zyon prostat biyopsisi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Hastaneleri olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılmaktadır. Hastalara prostat biyopsisi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilmektedir. MR&rsquo;daki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar belirlenerek MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde işaretlenir. İkinci aşamada hasta uyutularak hastanın makatına ultrason probu yerleştirilir. Eski tipten farklı olarak yeni tip bu cihazlar ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ile MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini &uuml;st &uuml;ste getirmektedir. Normalde ultrason ile se&ccedil;ilemeyen prostat kanseri alanları bu sayede g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelmektedir. Prostat biyopsisi &ldquo;rastgele değil&rdquo; &ouml;zellikle prostat kanseri a&ccedil;ısından riskli alanlardan alınmaktadır. Bu y&ouml;ntemde başta agresif seyirli (hızlı ilerleyen) kanser olmak &uuml;zere t&uuml;m prostat kanserleri daha y&uuml;ksek oranda belirlenebilmektedir.</p> <p><strong>F&Uuml;ZYON PROSTAT BİYOPSİ NASIL UYGULANIR?</strong></p> <p>Memorial Hastaneleri&rsquo;nde prostat biyopsisi girişimsel radyoloji uzmanı tarafından yapılmaktadır. Hastanın prostat biyopsisi sırasında herhangi bir ağrı hissetmemesi ve işlem sırasında hareket etmemesi i&ccedil;in prostat biyopsisini sedasyon altında yapılmaktadır.</p> <p>Prostat biyopsisi &ouml;ncesi mutlaka hastanın prostatını multiparametrik MR yaparak inceleniyor. Prostat MR&rsquo;ları konusunda &uuml;st d&uuml;zey tecr&uuml;beye sahip, kendini bu konuda geliştirmiş olan radyoloji uzmanımız; MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &uuml;zerinde kanser a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanları işaretledikten sonra; işaretlenmiş bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler prostat biyopsi cihazımızın sistemine y&uuml;klenmektedir.</p> <p>Prostat biyopsisi 2 yolla yapılır.</p> <p>Her iki yolla da makattan kalın bağırsağa bir ultrason probu sokulur ve prostat sınırları belirlenir. Eğer prostat par&ccedil;ası alacağımız iğneyi makattan sokup; kalın bağırsağı delerek prostattan par&ccedil;a alınırsa buna &ldquo;transrektal prostat biyopsisi&rdquo; denir. İğne kalın bağırsağı delip prostata ulaştığı i&ccedil;in bu tip prostat biyopsisi sonrası hastalarda nadir de olsa enfeksiyon gelişme riski vardır.</p> <p><strong>1-Transrektal prostat biyopsi:</strong> Bu y&ouml;ntemde genellikle&nbsp; hasta sola d&ouml;n&uuml;k yan yatar şekilde dizler karına doğru &ccedil;ekili pozisyonunda yapılır. Numune alınmadan &ouml;nce prostat bezinin &ccedil;evresine bir lokal anestetik madde enjekte edilebilir. Transrektal ultrason genellikle iğneyi doğru noktaya y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in kullanılır. İğne hızlıca prostat bezine girer ve bir doku &ouml;rneğini &ccedil;ıkarır. Prostatın farklı b&ouml;lgelerinden ortalama 10-12 &ouml;rnek alınır. Transrektal&nbsp; prostat biyopsi yaklaşık 20-30 dakika s&uuml;rer.</p> <p><strong>2- Perine yoluyla (transperineal biyopsi): </strong>Transperineal biyopsi, transrektal biyopsi kadar sık kullanılmaz. Dizlerinin b&uuml;k&uuml;lm&uuml;ş halde yan tarafa ya da&nbsp; sırt &uuml;st&uuml; yatarak yapılır. Genel veya lokal anestezi altında yapılabilir. Biyopsi alanındaki cildiniz steril bir sol&uuml;syon ile temizlenir. &Ccedil;evresi steril bir bezle kaplıdır. Transrektal ultrason genellikle iğneyi doğru noktaya y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in kullanılır. Doktorunuz prostat bezini tutmak i&ccedil;in rektuma parmağını yerleştirir. Ardından iğne perineden prostat bezine sokulur. Bir doku &ouml;rneği toplamak i&ccedil;in, iğne yavaş&ccedil;a d&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;r ve dışarı &ccedil;ekilir. Biyopsi genellikle yaklaşık 30 dakika s&uuml;rer.</p> <p><strong>F&Uuml;ZYON PROSTAT BİYOPSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR </strong></p> <p><strong>F&uuml;zyon prostat biyopsisinin avantajları nelerdir?</strong></p> <p>Klasik prostat biyopsisi yapılan hastaya prostat biyopsi &ouml;ncesi MR &ccedil;ekilmez. F&uuml;zyon prostat biyopsisi yaptıran hastaya ise prostat biyopsi &ouml;ncesi multiparametrik prostat MR&rsquo;ı &ccedil;ekilir.</p> <p>Klasik biyopside genellikle hasta uyutulmadan lokal anestezi yapılır. F&uuml;zyon biyopsi genellikle hasta uyutularak anestezi altında yapılmaktadır.</p> <p>Klasik biyopside hasta genellikle ağrı hissetmektedir. F&uuml;zyon biyopsi de ise hasta ağrı hissetmemektedir.</p> <p>Klasik biyopsi yapılan hastalarda &ouml;zellikle hızlı yayılan agresif prostat kanserleri g&ouml;zden ka&ccedil;maktadır. F&uuml;zyon biyopsi yapılan hastalarda ise hızlı yayılan agresif prostat kanserleri atlama olasılığı 5-6 kat azalır.</p> <p>Klasik prostat biyopsisi yapılan hastalara yanlış tedavi planlaması yapılma ihtimali bulunmaktadır. F&uuml;zyon biyopsi yapılan hastalara ise doğru teşhis konulduğu i&ccedil;in doğru tedavi planlaması yapılabilmektedir.</p> <p>Prostat biyopsisi ne zaman yapılmalıdır?</p> <p>Erkeklerde en sık g&ouml;r&uuml;len kanser, prostat kanseridir. Prostat kanseri riski en y&uuml;ksek olan erkeklere prostat kanseri tanısı koymanın tek yolu prostat biyopsisi yapmaktır. Prostat kanseri riski taşıyan erkekleri ş&ouml;yle sıralayabiliriz;</p> <ul> <li>Y&uuml;ksek total PSA&lsquo;sı olanlar</li> <li>Parmakla muayenede ş&uuml;pheli prostat bulguları olanlar</li> <li>Multiparametrik prostat MR&rsquo;ında prostat i&ccedil;inde PI-RADS 4 ve Pı-RADS 5 alanları olanlar</li> <li>Genetik testlerde prostat kanseri riski y&uuml;ksek olanlar</li> </ul> <p><strong>Prostat biyopsisi &ouml;ncesi hazırlık nasıl yapılır?</strong></p> <p>Prostat biyopsisi girişimsel bir işlem olduğu i&ccedil;in biyopsi &ouml;ncesi şu hazırlıkların yapılması gerekir.</p> <p>İdrar k&uuml;lt&uuml;r&uuml;: Prostat biyopsisinden 3 g&uuml;n &ouml;ncesinde idrar k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yapıp; hastanın idrar yolunda enfeksiyonun olmadığı kanıtlanmalıdır.</p> <p>Antibiyotik tedavisi: Genellikle prostat biyopsisi makat aracılığı ile (transrektal) yapıldığı i&ccedil;in ve prostat biyopsisinden bir g&uuml;n &ouml;ncesinde antibiyotik başlamak gerekir. Memorial hastane grubu protokolleri gereği, prostat biyopsisi yapıldıktan sonra 3 g&uuml;n antibiyotik tedavisi verilmektedir.</p> <p>Bağırsak temizliği: Prostat biyopsisi genellikle makat aracılığı ile (transrektal) yapıldığı i&ccedil;in işlemden &ouml;nce bağırsakların temiz olması gerekmektedir. Bu nedenle prostat biyopsisi yapılacak sabah ve işlemden bir saat &ouml;ncesi olmak &uuml;zere hastaya 2 kez lavman yapılmasını gerekmektedir.</p> <p>Kan sulandırıcı ila&ccedil;ların kesilmesi: Prostat son derece iyi kanlanan bir organdır. Prostat biyopsisi sonrası makattan veya idrarda ciddi kanamalar olmaması i&ccedil;in kan sulandırıcı ila&ccedil;lar biyopsiden bir hafta &ouml;ncesinde kesilmelidir. Gereken hastalara kısa etkili kan sulandırıcı iğneler &ouml;nerilmelidir.</p> <p>Prostat biyopsisi lokal anestezi veya genel anestezi (sedasyon) altında yapılabilir. Prostat biyopsisi sedasyon altında yapılacaksa, hastanın biyopsiden 6 saat &ouml;ncesinde yemek yenmemesi ve sıvı almaması gerekmektedir.</p> <p><strong>Prostat biyopsisindeki riskler nelerdir?</strong></p> <p>Prostat biyopsisi yapıldıktan sonra yaklaşık 6 saat boyunca istirahat etmeniz gerekmektedir.</p> <p>Pelvik b&ouml;lgede (makat civarında) hafif ağrı olabilir ve idrarda kanama 5 g&uuml;n s&uuml;rebilir.</p> <p>Prostat biyopsisi sonrası yaklaşık&nbsp; 6 hafta sperm renginiz koyu olabilir (menide kan g&ouml;r&uuml;lebilir)</p> <p>Transrektal biyopsi yapmışsanız, biyopside 2 ile 3 g&uuml;n sonra makattan az miktarda kanama olabilir.</p> <p>Prostat enfeksiyonu (akut prostatit) olabilir. Biyopsi işleminden sonra &uuml;ş&uuml;me, titreme, ateş y&uuml;ksekliği gibi belirtileri vardır. &Ouml;nlemek amacıyla&nbsp; &ouml;zellikle testten &ouml;nce antibiyotik tedavisi almak enfeksiyonu &ouml;nler.</p> <p>Biyopsiden sonra; ağır kanama, giderek artan bir ağrı, ateşiniz olması ya da 8 saatten fazla idrar yapamazsanız mutlaka hastanenize&nbsp; başvurmanız gerekmektedir.</p> <p>Standart ultrasonografı cihazlarıyla yapılan klasik biyopsilerin farkı nedir?</p> <p>Standart prostat biyopsisinde prostat periferik zonu 12 b&ouml;lgeye ayrılır ve her b&ouml;lgeden rastgele bir par&ccedil;a alınır. Ultrason cihazı, normal prostat dokusundan kanserli&nbsp; dokuyu ayıramamaktadır, bu nedenle biyopsi i&ccedil;in ş&uuml;pheli alanlar hedef alınamamaktadır. Bu y&ouml;ntemde, prostattan farklı alanlardan rastgele &ouml;rnek alınarak&nbsp; eğer bir t&uuml;m&ouml;r mevcutsa, alınan &ouml;rneklerden birinde&nbsp; t&uuml;m&ouml;rl&uuml; doku ile karşılaşacağımızı umarak, dağınık &ldquo;k&ouml;r&rdquo; bir yaklaşım kullanıyoruz. Bu rastgele biyopsiler, hızlı ilerleme potansiyeline sahip kanserleri bazen yakalayamamakta veya hasta hayatını tehdit etmeyecek bir kanser gereksiz bir şekilde yakalanabilmektedir. Bunun sonucu olarak hastaların yaklaşık yarısına yanlış tedavi &ouml;nerisinde bulunulmaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Prostat kanseri taramasında yeniliklernelerdir? MR f&uuml;zyon biyopsisi nedir?</strong></p> <p>Son yıllarda prostat kanseri tespit edilmesinde &ldquo;Multiparametrik prostat MR&rdquo; &ccedil;ekilmesi ve &ldquo;MR-f&uuml;zyon biyopsi tekniği&rdquo; g&uuml;ndeme gelmiştir. Neden mi? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; elimizde olan klasik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri (ultrason) ile biyopsi sırasında prostat kanseri olabilecek noktalar anlaşılamayabilmektedir. Yeni nesil MR cihazları kullanılarak prostat farklı MR teknikleri ile (multiparametrik MRI) incelenmektedir. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler bu konudaki deneyimli radyologlar tarafından incelenir ve prostat kanseri a&ccedil;ısından ş&uuml;pheli alanlar incelenir. Multiparametrik MRI &ouml;zellikle 0.5 cc &uuml;zerinde olan ve agresifliği y&uuml;ksek kanserleri b&uuml;y&uuml;k bir doğruluk oranı ile bize g&ouml;stermektedir.</p> <p>Peki sadece MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği noktalardan biyopsi almak yeterli midir?&nbsp; Yapılan &ccedil;alışmalar sadece MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği noktalardan biyopsi alındığında %10 oranında prostat kanserinin atlanacağını bize g&ouml;stermiştir. Bu y&uuml;zden g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sistematik prostat biyopsisine ek alarak MR&rsquo;ın g&ouml;sterdiği alanlardan biyopsi almak gerekir. Yapılan &ccedil;alışmalar, MR&rsquo;ın prostat kanserli alanları ger&ccedil;eğinden daha ufak g&ouml;sterdiğini kanıtlamıştır. Bu nedenle MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan en az 4 adet prostat biyopsisi almak gerekir.</p> <p><strong>MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan nasıl biyopsi alınabilir?</strong></p> <p>3 tip MR F&uuml;zyon biyopsi tekniği vardır.</p> <p>MR altında biyopsi: MR&rsquo;ın işaret ettiği noktadan b&uuml;y&uuml;k bir doğrulukla biyopsi alınabilmektedir. Sadece MR&rsquo;ın işaret ettiği noktalardan değil, sistematik prostat biyopsisi de yapmak gerekir. MR altında sistematik prostat biyopsi yapılması son derece zaman alıcı ve pahalı bir işlemdir. Bu dezavantajları nedeniyle d&uuml;nya genelinde uygulaması %5 civarındadır.</p> <p>Kognitif MR biyopsi: MR&rsquo;ın işaret ettiği yerleri prostat biyopsisini yapacak uzman akılda tutarak biyopsileri o noktalardan alır. &ouml;zellikle k&uuml;&ccedil;&uuml;k boyutta ş&uuml;pheli alan varsa, birden &ccedil;ok noktada ş&uuml;pheli alan varsa kognitif biyopsi yetersiz kalabilmesi en &ouml;nemli devavantajıdır.</p> <p>Yazılım yardımlı MR Ultrason F&uuml;zyon biyopsi: Biyopsi ortamında hastanın prostatı ultrason ile incelenir. Prostatın ultrason g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ile &ccedil;ekilmiş olan MR&rsquo;daki prostat g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri bir yazılım aracılığıyla &uuml;st &uuml;ste getirilerek birleştirilir. Ultrason probu prostat etrafında hareket ettirdiğimizde, f&uuml;zyon yazılımı &uuml;st &uuml;ste binmiş MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; buna g&ouml;re kaydırır ve ayrıntılı bir 3 boyutlu ultrasonografi/MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; sağlar. Bu birleştirilmiş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de&nbsp; biyopsi&nbsp; iğnelerini tam olarak &ouml;rnek almak istediğimiz alana (ş&uuml;pheli lezyona) y&ouml;nlendirilebilir. Bu y&ouml;ntem sanki yol tarifi olmadan araba s&uuml;rmek yerine hedefinize ulaşmak i&ccedil;in GPS kullanmak gibidir.</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al